Daha önce iletilen birçok sorunun çözüme kavuşmasının üyelerinde memnuniyetle karşılandığını ve komitelerden gelen sorunları bu sebeple ilgili makamlara taşımaktan dolayı memnun olduklarını dile getiren Arslan, bundan sonraki dönemlerde de sorunlara odaklanacaklarını ve çözüm için büyük ve etkin bir rol oynamaya gayret edeceklerini dile getirdi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin iletilen bütün sorunlara büyük bir titizlikle yaklaştığını bizzat gözlemlediklerini belirten Arslan “ TOBB Ticaret Odası Konsey Üyesi olarak katıldığımız toplantılarda komitelerimizden gelen sorunları çözüm önerilerimiz ile birlikte TOBB Başkanı’mız Sn. Rifat Hisarcıklıoğlu’na, ve buradan da ilgili bakanlıklara, dairelere ulaştırma imkanımız bulunmaktadır. Bu güne kadar ilettiğimiz bütün sorunlar konseyimiz tarafından doğrudan bakanlıklara veya ilgili makamlara bizzat ulaştırılmış ve bir çoğunda ilgili yasal düzenlemeler yapılarak çözüme ulaşılmıştır. Yasaların izin vermediği noktada tarafımıza bilgilendirme yapılmış ve yasanın düzenlenmesi için bizlerden görüş istenmiştir. Yine konu ile ilgili verdiğimiz görüşlerden de büyük bir bölümü çözüme kavuşturulmuştur. Buradan üyelerimize sorunları konusunda bizleri bilgilendirmeleri için çağrıda bulunmak istiyorum. Lütfen üretiminize ya da ticaretinize engel olan sektörel ya da mesleki sorunlarınızı tarafımıza ulaştırınız. Ve şunu da belirtmek isterim ki, artık Nazilli Ticaret Odası sorunların çözüme kavuşturulduğu bir oda konumuna gelmiştir. Sorunların tespit edilmesi için emek veren, çözümü için önerilerini sunan başta komitelerimiz ve meclis üyelerimiz olmak üzere tüm üyelerimize Yönetim Kurulumuz adına teşekkürlerimi sunarım” ifadelerine yer verdi.
NAZİLLİ TİCARET ODASI TARAFINDAN İLETİLEN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:
SORUN- 1
Tarım Arazilerinin ve Sanayi Arazilerinin Yeniden ve Usulüne Uygun Olarak Tespit Edilmesi:
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 09/03/2011 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Çevre düzeni planında tarım arazilerinin ve sanayi alanlarının usulüne uygun belirlenmemesi bölgemizdeki yatırımlara engel teşkil etmektedir.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından bölgemizde hala geçerli olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı yeniden gözden geçirilerek planın uygulanacağı bölgelerdeki oda ve borsalar, belediyeler ve ilgili diğer kurumlar ile birlik içerisinde tarım ve sanayi alanları yeniden düzenlenerek sanayi yatırımlarının önü açılmalıdır. Özellikle bölgemizde yatırımcılar sıklıkla “tarım arazisi” engeline takılmaktadır. Tarım arazisi olarak belirlenen bölgelerin yerinde inceleme yapmadan kağıt üzerinde belirlenmesi, yatırımcıyı bölgemizde zorlamakta, bu durum da bölgemizdeki yatırımların artmamasına sebep olmaktadır. Yeniden düzenlenecek çevre düzeni planı ile tarım arazilerine zarar vermeden bölgede yatırım sayısı ve buna bağlı olarak istihdamda artış ön görülmektedir.
SORUN- 2
Mesleki Eğitim Veren Okulların Yeniden Düzenlenmesi:
Teknik ve mesleki eğitim veren okullardaki donanım eksikliği, meslek liselerinde başarısız öğrencilerin okuması gerektiği algısı gibi sorunlardan dolayı yetişmiş ara eleman sıkıntısı oluşmaktadır. Bu durum, sanayicinin nitelikli eleman bulmasına engel olmakta, üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca meslek liselerine açılacak yeni bölümler herhangi bir planlama yapılmadan, talep tespiti yapılmadan keyfiyete dayalı olarak açılmaktadır.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
Öğrenciler ilköğretim çağlarında mesleki eğitime yönlendirilmelidir ve özendirilmelidir. 4 yıllık lise eğitimi mesleki eğitim veren kurumlar için 6 yıla çıkarılıp son 2 yılı işyerlerinde olmak koşuluyla yeni düzenleme yapılabilir. Staj süresinin bir kısmını askerlikten sayılması ya da meslek lisesi mezunları için de ayrı bir “kısa dönem askerlik” formülü gibi özendirici düzenlemelerle mesleki eğitim cazip hale getirilmelidir.
Bunlarla birlikte mesleki eğitim veren okulların donanımları da artırılmalıdır. Öğrenciler kaliteli eğitim materyalleri ile eğitimlerine devam etmelidir.
Mesleki ve teknik eğitim veren liselerin sayısı Düz liselere eşit hatta üzerinde olacak şekilde artırılmalıdır. (Bölgemizde 15 Genel, Anadolu ve Fen Lisesi varken sadece 3 adet Sanayiciler için mesleki eğitim veren Lise, 3 adette direk sanayi ile ilgilsi bulunmayan meslek (sağlık vb.) lisesi bulunmaktadır.)
Nazilli İşkur Hizmet Merkezi Müdürlüğünden alınan veriler değerlendirdiğinde Nazilli İşkur'a 2013 yılında 7850 kişi iş, 4128 kişi işçi bulmak için açık iş pozisyonu oluşturmuşlardır. Buna karşılık 2870 kişi işe yerleştirilmiş, 1258 kişilik pozisyon açık kalmıştır. Yani açık pozisyonların neredeyse 3 katı kadar işçi bulunmasına rağmen istenilen niteliklere sahip işgücü bulunamamıştır. Odamızın açtığı 20 kişilik “CNC Torna Operatörlüğü” kursuna Nazilli ve çevresindeki 6 ilçede (Buharkent, Bozdoğan, Kuyucak, Sultanhisar, Karacasu, Yenipazar) duyuru yapılmış ve sadece 70 kişi müracaat etmiştir. Yetmiş kişi içerisinden de kursun gereksinimi olan endüstri meslek lisesi makine bölümü mezunu ya da makine – kaynak ustalık veya kalfalık belgesi olması şartlarını taşıyan sadece 16 kişi tespit edilmiştir. Toplamda 280.000 nüfuslu bir bölgede yapılan duyurular neticesinde sadece 16 kursiyere ulaşılabilmesi ülkemizde işsizlik sorunundan daha ziyade mesleksizlik sorununun olduğunun bir kanıtıdır.
Bunun yanı sıra teknik ve mesleki eğitim veren kurumlara açılacak yeni bölümler için Ticaret ve Sanayi odaları ve esnaf odaları görüşlerine de önem verilmelidir.
SORUN- 4
Jeotermal Kaynakların Seracılıkta ve Benzer Tesislerde Kullanımı İle İlgili Düzenleme:
Bölgemiz Ülkemizin en büyük jeotermal kaynaklarına sahip olmasına rağmen bu güne kadar Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından açılan ve ihale edilen Jeotermal Kuyularından elde edilen yüksek dereceli jeotermal suyun tarım amaçlı kullanım imkanı olmamıştır. Bu kuyular sadece elektrik üretimi amacıyla ihale edildiğinden ve elektrik şirketlerine bu suyu paylaşma veya satış zorunluluğu getirilmediğinden , üretimden çıkan su re-enjeksiyon yapılarak toprağa geri verilmektedir. Netice itibariyle; çok değerli bir kaynaktan yeterince yararlanılmamaktadır.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
Jeotermal Elektrik Santralinde kullanılan ve daha sonra toprağa geri verilen su, elektrik santralleri için adeta atık niteliğindedir ve yüksek ısı derecesini kaybettiği için santralin bu akışkanı bir kez daha kullanma imkanı bulunmamaktadır.
Halbuki elektrik santrali için atık sayılan su mevcut ısı derecesiyle bile Seralar ve benzer üretim tesisleri için önemli bir enerji kaynağıdır. Bu nedenle; sadece elektrik üretiminde kullanılan ve mevcut ekonomik değerinden yararlanılmayan jeotermal suyun özellikle seracılıkta kullanımı için yasal düzenlemelerin en kısa sürede gerçekleştirilmesi gerekir.
SORUN- 5
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finans Kaynaklarının Yetersizliği:
Ülkemizdeki üretim ve imalat sektörünün % 97’ sini KOBİ olarak adlandırdığımız Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler oluşturmaktadır. Ancak uygun maliyetli Finans kaynaklarına ve Kredilere ulaşmada en büyük sıkıntıyı yine bu işletmelerimiz yaşamaktadır. Özellikle KOSGEB kredilerinde Bankacılık Sistemi az riskli ve sürekli kredi kullanan işletmelere öncelik verdiğinden gerçek ihtiyaç sahibi küçük ölçekli işletmeler bu tür finans kaynaklarından yeterince yararlanamamaktadır.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
Özellikle KOSGEB tarafından tahsis edilen “can suyu kredileri” için kredi değerlendirme aşamasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı Odaların da görüş ve öneri verme imkan ve yetkisine sahip olmaları gerektiğini düşünüyoruz. KOSGEB kredilerinde riskin tamamen Banka’da olması doğal olarak kredi verilecek işletmenin de Banka tarafından belirlenmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle yine Bankacılık sistemi içinde ancak Odalar ve Borsalar Birliğinin de karar mekanizması içinde yer alacağı bir Kredi Değerlendirme sisteminin oluşturulması düşüncesindeyiz.
SORUN- 6
Çek Yasası İle İlgili Düzenlemeler
Dünyada sadece ülkemizde, nakit ödeme aracı olan çek ile yapılan ödemeler vadeli olarak yapılmaktadır. Biz de sayın başkanımızın “ekonomik suçun cezasının ekonomik olmalıdır” görüşüne katılıyor olsak da ticaret yapanın da ekonomik olarak korunduğu bir düzenleme taraftarıyız. Çek mağdurlarının sayısının gün geçtikçe arttığı ülkemizde, çek ile ticaret yapmak neredeyse söz ile ticaret yapmak kadar riskli hale gelmiştir.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
Çeki veren kurumun (bankanın) verdiği çek karşılığında sorumluluğunun artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Finans kurumlarının belirli kriterleri değerlendirerek verdiği çek yapraklarına en az yarısı kadar kefil olması gerekmektedir. Çek karnelerine yazılan rakamların bir üst limiti de olmalıdır. Kişinin elindeki çek karnesinin yaprak sayısına göre yapabileceği maksimum borçlanma tutarı banka tarafından risk analizleri yapılarak belirlenmelidir. Bu sayede çek kullanan kişilerin sınırsız bir ticaret hacmine ulaşmasının önüne geçilebilir. Bankalara yüklenecek sorumluluklarla da çek kullanımının azalması ve belirli bir denetim altında yapılması sağlanabilir.
SORUN- 7
Yatırım Teşvik Bölgeleri ile İlgili Düzenlemeler
Aydın ilinin 2. Yatırım teşvik bölgesinde yer alması, yatırım yapılabilir sanayi arazilerinin kıt olması gibi sebepler, Aydın ilinde yatırım yapılmasının önüne geçmektedir. Aydın ili, çevresindeki diğer illerden daha yavaş ilerlemektedir. Örneğin 01.01.2001-01.062014 tarihleri arasında 2. Bölgedeki Aydın ve 3. Bölgedeki Manisa karşılaştırıldığında veriler şu şekildedir:
İLLER | NÜFUS-2013 | SUM OF BELGE ADEDİ | SABİT YATIRIM (MİLYON TL) | SUM OF İSTİHDAM | ||||||
YERLİ | YABANCI | TOPLAM | YERLİ | YABANCI | TOPLAM | YERLİ | YABANCI | TOPLAM | ||
AYDIN | 1021 | 523 | 19 | 542 | 4580 | 203 | 4783 | 32080 | 1036 | 33116 |
MANİSA | 1359 | 932 | 124 | 1056 | 8999 | 2076 | 11075 | 40840 | 7010 | 47850 |
Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere, 2. Bölgedeki Aydın ili ve 3. Bölgedeki Manisa ili arasında yatırımlarda bir hayli fark oluşmuş, bu fark, Aydın ilinin gelişmesinin geride kaldığını ispatlamıştır.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
Aydın ilimizin yatırım teşvik bölgesi haritasından 2. Bölgeden çıkarılıp, 3. Bölgeye alınması, 1/100.000 ölçekli haritanın il genelinin tamamında güncellenmesi, bölgemizdeki desteklenen yatırım çeşitlerinin ve miktarlarının artırılması Aydın ilimizin kalkınma hamlesini hızlandıracaktır.
SORUN- 8
Şube Kayıtlarından Alınan Sicil Harçlarının Yeniden Düzenlenmesi:
02.01.2004 tarihinde yayımlanan 5035 sayılı kanun ile 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 ncü maddesinin son fıkrası aşağıdaki değiştirilmiştir.
Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler harca tabi tutulmaz.
Ancak sadece Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluşlarına getirilen harç muafiyeti Şahıs kaydı veya şirketlerin şube açılışlarında uygulanmamaktadır. Başka bir ifadeyle kuruluşunda harç alınmayan şirket, şube açılışında kuruluştan daha fazla harç ve kayıt masrafı ödemek zorunda kalmaktadır. Bu durum şube kayıtlarının (harç masrafı nedeniyle) kaydın yaptırılmaması veya geciktirilmesi sonuçlarını ortaya çıkarmaktadır.
Aynı şekilde bu mevzuat ile sermaye şirketine tanınan kuruluş harç muafiyetinin şahıs işletmesi için uygulanmaması fırsat eşitsizliği yaratmakta, ihtiyacımız olan genç girişimciliği engellemektedir.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ:
492 sayılı Harçlar Kanununun 123. Maddesindeki bu eşitsizliğin kaldırılması ve mevzuatın tekrar düzenlenmesini talep ediyoruz. Kuruluştaki Harç Muafiyeti Şahıs işletmeleri ile şirketlerin şube kayıtlarını da içerecek şekilde genişletilmelidir. Bu sayede kayıtdışında bulunan şubelerin kaydedilmesinde önemli gelişmeler elde edilecektir.


















