İngilizcenin günlük yaşantımızdaki yeri yadsınamaz. Özellikle iş hayatında İngilizce ile sıkça karşılaşıyoruz. Avrupa’da benzer kökenlere sahip diller (Almanca) bulunmaktadır; bununla birlikte İngilizce için sadece Avrupa’da kullanıyor demek yanlış olacaktır. Evrensel birkaç dilden biri olan İngilizce, 7’den 77’e farklı ırktan milyonlarca kişi tarafından konuşulmakta ve öğrenilmeye çalışılmaktadır. Dilin kolay bir cümle yapısına sahip olması öğrenimini de rahat kılıyor; nitekim hızlandırılmış kurslar sayesinde İngilizce altyapısı kazanabilirsiniz. Önemli olan bolca kelime tekrarı yapmak ve mümkün mertebe konuşarak iletişim kurmaktır. Tavsiye sayılabilecek bir diğer husus da konuşarak öğren blog sistemidir; bilindiği üzere kişisel bir anlatım tarzı benimsenen bloglar üzerinden samimi bir şekilde İngilizce seviyenizi ilerletebilir, konuşarak öğrenmenin katkısına ilk ağızdan şahit olabilirsiniz.
İngilizce dünyadaki birçok dil ile benzerlik gösterir. İnsanların kuşaklar boyunca birbiriyle iletişim kurması, dillerini de etkilemiştir. Bugün dünya üzerinde canlı ve ölü 8000 küsur dilin varlığından bahsedilmektedir. Bilinen ölü dillerin en meşhuru Latincedir; zaten bu dilin bilimsel alanda kullanılmasındaki amaç da terimlerin değişime maruz kalmasını engellemektir. Canlı bir dil, sürekli gelişir ve başka dillerden etkilenerek gelişmeye devam eder. Bir dili çok fazla öteleştirmemize gerek yok; yabancı dil demek çok doğru bir yaklaşım değil aslında. Çünkü bize en uzak görünen diller ile ortak bağlarımızın olduğuna şahit olabilirsiniz. Örneğin uçakla saatlerce süren bir yolculukla Çin’e gitmiş olmanız, Çince yazılı kaynaklarda Türk isminin geçmesine engel değildir. Yine Orta Asya topraklarında kullanılan Moğolca ile Türkçenin aynı aileden geldiğini biliyoruz. Benzer durumlar birçok örnekle çoğaltılabilir. İnsanının bulunduğu her yerde bir dil yeşermiştir ve kulaklar duydukları sesleri hiçbir zaman unutmamışlardır. İngilizce ile Türkçe dil etkileşimi özellikle son yirmi yıl içinde oldukça ciddi seviyelere ulaştı. Bu etkileşimin temel kaynaklarından birisi ticaret, diğeri ise yaygınlaşan internettir. Ancak dil kardeşliğini sadece iki topluluk olarak değerlendirmek yanlıştır. Mesela Farsça kökenli ‘birader’ sözcüğü ülkemizde de kullanılmaktadır ve kardeş, dost gibi anlamlara gelir. Benzer şekilde ‘brother’ kelimesinin İngilizce Telaffuz şekline ve ifade ettiği anlama da dikkat etmenizi öneriyoruz. Bu üç farklı kara parçasında yaşayan toplumların dil etkileşimleri mümkün oluyorsa, ana dilimizin dışındakilere yabancı dil demek ne kadar mantıklıdır? Görüldüğü üzere hepimiz aynı yolun yolcusu ve dert ortağıyız. Derdimizi anlatmak için kullandığımız sesler biçim kazandığında onları dışlamak akıllıca bir tavır olamaz.
İngilizce, gerek gramer yapısı, gerekse işlevi düşünüldüğünde öğrenilmesi gereken bir dil olarak karşımıza çıkıyor. İş hayatının dolambaçlı yollarında emin adımlarla ilerleyebilmek için İngilizcenin bilinmesi gerekir. İleriki dönemlerde yaklaşık 600 milyon kişi tarafından konuşulacak bu dilin öğrenilmesi için ailelerin teşvik edilmesi ve bu sayede çocukların öğrenime kavuşturulması amaçlanmalıdır. Dile yatırım yapmak, geleceğe yatırım yapmaktır.
DİĞER
Yayınlanma: 04 Aralık 2015 - 14:31
İngilizce Öğrenme Bloğu
İngilizcenin günlük yaşantımızdaki yeri yadsınamaz. Özellikle iş hayatında İngilizce ile sıkça karşılaşıyoruz.
DİĞER
04 Aralık 2015 - 14:31
EDİTÖR
İlginizi Çekebilir
















