<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>TURKUAZ GAZETESİ - SAĞLIK</title>
        <description>Değişen Kentin Gazetesi | Nazilli Turkuaz İnternet Haber Sitesi</description>
        <link>https://www.nazilliturkuaz.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 04:16:50 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Akciğer kanserinde küresel adım</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İEÜ Medical Point Hastanesi Faz 1 Klinik Araştırma Merkezi küçük hücreli akciğer kanseri hastalarına umut olabilecek uluslararası çalışmada öncülük ederek büyük bir başarıya imza attı.   <br />
  Sağlık Bakanlığı onaylı Türkiye'nin ilk özel faz 1 merkezi olan İEÜ Medical Point Hastanesi Faz 1 Klinik Araştırma Merkezi, küçük hücreli akciğer kanseri hastalarına yönelik geliştirilen, küresel ölçekte öneme sahip olan DeLLphi- 313 çalışmasında ilk doz uygulamasını gerçekleştirdi. <br />
  Uygulamayı gerçekleştiren İEÜ Medical Point Hastanesi Faz 1 Klinik Araştırma Merkezinden Doç. Dr. Gürkan Güner, küçük hücreli akciğer kanseri konusunda uluslararası ölçekte öneme sahip olan DeLLphi- 313 araştırmasının hasta alımına Nisan ayında ABD'de başlandığını söyledi. Erken faz klinik araştırmaların çok katı uluslararası kurallarla yürütüldüğünü dile getiren Doç. Dr. Güner, "Bu tür yenilikçi tedaviler doğru hasta, ileri teknolojik altyapı ve özverili çalışma bir araya geldiğinde başarıya ulaşır. Çünkü bu süreç sadece ilaç vermekten ibaret değildir. Başarıda hastanın genel sağlık durumunun, organik fonksiyonlarının ve hastalık geçmişinin tedavi ile birebir uyumlu olması kadar uygulamanın yapıldığı merkezin teknoloji kapasitesi, ekibin bilgi birikimi ve yetkinliği de büyük rol oynar. İEÜ Medical Point Hastanesi Faz 1 Klinik Araştırma Merkezi olarak, küresel tıbba katkı sağlama ve hastalarımızı en yenilikçi tedavi seçenekleriyle buluşturma misyonumuzu sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu. <br />
 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/07/akciger-kanserinde-kuresel-adim_6a4f6efedb3a7.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/akciger-kanserinde-kuresel-adim/15050</link>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:48:31 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>ADÜ Hayvan Hastanesi&#039;nde online randevu dönemi başladı</title>
                                    <description>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hayvan Hastanesi&#039;nde online randevu sistemi hizmete açıldı. Yeni uygulamayla muayene ve diğer işlemler için internet üzerinden randevu oluşturabilecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p> ADÜ Veteriner Fakültesi tarafından hayata geçirilen uygulama ile kabul süreçlerinin daha planlı yürütülmesi ve bekleme sürelerinin azaltılması hedefleniyor. Geçiş süreci boyunca randevusuz kabul bir süre daha devam edecek. Ancak hastaneye başvuran randevular öncelikli olarak değerlendirilirken, randevusuz başvurular ise klinik yoğunluğuna göre sıraya alınacak.  </p>

<p>Öte yandan, hastane bünyesinde hizmet veren WhatsApp ve Destek Hattı üzerinden de randevu ve başvuru sürecine ilişkin bilgi alınabileceği ifade edildi. Ayrıca hastanede gerçekleştirilen radyografi ve tomografi görüntüleme kayıtlarına da sistem üzerinden erişim sağlanabileceği bildirildi. <br />
                                 </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/07/adu-hayvan-hastanesinde-online-randevu-donemi-basladi_6a4f60b316661.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK,YEREL</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/adu-hayvan-hastanesinde-online-randevu-donemi-basladi/15045</link>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:48:11 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>ADÜ&#039;DEN AŞIRI SICAKLIKLARIN SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNE BİLİMSEL PROJE</title>
                                    <description>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi&#039;nde aşırı sıcakların sağlık üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve bölgeye özel iklime duyarlı hastalık listesi oluşturmak amacıyla bilimsel proje başlatıldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi'nde iklim değişikliği ve aşırı sıcakların sağlık üzerindeki etkilerinin bilimsel olarak değerlendirilmesine yönelik önemli bir proje hayata geçirildi. Halk Sağlığı Anabilim Dalı öncülüğünde ve farklı klinik branşların iş birliğiyle yürütülecek "Aşırı Sıcaklıklarla İlişkili Hastane Başvurularının Değerlendirilmesi ve İklime Duyarlı Hastalık Listesi Geliştirilmesi" projesi kapsamında ilk değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda ADÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hilal Bektaş Uysal, Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz ve Araştırma Görevlisi Dr. Eda Çelik bir araya gelerek projenin yol haritasını belirledi. Uzun süredir hazırlıkları sürdürülen proje kapsamında, aşırı sıcak dönemlerinde hastaneye yapılan başvurular bilimsel veriler ışığında analiz edilecek. Elde edilecek veriler doğrultusunda bölgeye özgü "iklime duyarlı hastalık listesi" oluşturulması hedefleniyor. Proje ile koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin daha etkin şekilde izlenmesi ve toplumun aşırı sıcakların oluşturabileceği sağlık risklerine karşı erken dönemde bilinçlendirilmesi amaçlanıyor. <br />
                                </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/07/aduden-asiri-sicakliklarin-saglik-uzerindeki-etkilerine-bilimsel-proje_6a4e01b3c594a.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK,YEREL</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/aduden-asiri-sicakliklarin-saglik-uzerindeki-etkilerine-bilimsel-proje/15025</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:50:25 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>YAZ AYLARINDA GÖZLERİ KORUMANIN ANAHTARI: UV KORUMASI VE PARLAMA KONTROLÜ</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar ve yaz aylarında dış mekân deneyimlerinin artmasıyla birlikte yaşam açık alanlara taşınıyor. Günlerin uzaması, güneş ışığının daha yoğun hissedilmesi ve açık havada geçirilen sürenin artması ise gözleri yoğun ışık koşullarıyla karşı karşıya bırakıyor. Güneş ışığındaki artış ile göz sürekli değişen ışık seviyelerine maruz kalırken, özellikle optik kullanıcılarında cam yüzeyine bağlı yansımalar nedeniyle parlama etkisi daha belirgin hissedilebiliyor. Gün ışığının yoğunlaştığı saatlerde ortaya çıkan parlama (glare), özellikle asfalt, su yüzeyi, cam ve açık renkli yüzeylerden yansıyarak görsel netliği azaltabiliyor. Optik kullanıcıları için bu yansımalar çok daha belirgin hissedilirken; netlik kaybı, göz kısmaya bağlı yorgunluk, ışığa karşı hassasiyet ve odaklanma güçlüğü yaz döneminde sık karşılaşılan şikâyetler arasında yer alıyor.</p>

<p>Yaz aylarında dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli konu ise UV ışınları oluyor. Gözler, tıpkı cilt gibi güneşin zararlı etkilerine maruz kalıyor. Özellikle öğle saatlerinde yoğunlaşan UV ışınları, uzun vadede göz yüzeyini etkileyebilecek önemli çevresel faktörler arasında gösteriliyor. Uzmanlar, UV koruması sağlayan ve parlama etkisini azaltmaya yönelik optik cam teknolojilerinin göz sağlığı ve görme kalitesi üzerinde önemli katkı sağladığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Fotokromik Cam Teknolojileri Değişen Işığa Uyum Sağlayarak, Gün Boyu Dengeli Görüş Sunuyor</strong></p>

<p>Seiko Optik ileri seviye optik cam teknolojileriyle geliştirdiği fotokromik camlarla UV koruması ve parlama kontrolünü bir arada sunuyor. Markanın fotokromik cam teknolojileri, gün içinde değişen ışık koşullarına uyum sağlayarak gün ışığını daha dengeli ve konforlu bir görme deneyimine dönüştürüyor. Seiko Optik’in fotokromik camları arasında yer alan SEIKO SENSITY 2, dış mekânda güneş gözlüğü seviyesine kadar kararırken iç mekânda ise neredeyse iki kat daha hızlı berraklaşabiliyor. Gün içinde sürekli iç ve dış mekân arasında hareket eden kullanıcılar için geliştirilen teknoloji, ışık değişimlerine hızlı uyum sağlayarak görüş konforunu destekliyor. Işığa karşı hassasiyet yaşayan kullanıcılar için geliştirilen SEIKO SENSITY Dark ise kontrast ve renk algısından ödün vermeden daha rahat bir görüş deneyimi sunuyor. İç mekânda şeffaf, dış mekânda ise güneş ışığının yoğunluğuna göre koyulaşan yapısıyla dikkat çeken cam teknolojisi, zararlı UV ışınlarına karşı %100 koruma sağlayarak özellikle yaz aylarında daha konforlu bir kullanım sunuyor.</p>

<p><strong>Polarize Cam Teknolojileri Parlama Kontrolüyle Daha Net Görüş Sunuyor</strong></p>

<p>Seiko Optik’in yoğun güneş ışığına ve yansımalara maruz kalan kullanıcılar için geliştirdiği polarize cam teknolojileri ise açık havada daha net ve dengeli bir görüş deneyimi sağlıyor. Yatay yüzeylerden gelen rahatsız edici yansımaları filtreleyen polarize camlar, görsel alanı sadeleştirirken kontrast seviyesini artırıyor. Böylece göz, ışığı yönetmek için ekstra efor harcamak zorunda kalmadan daha doğal ve akıcı bir</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>görüş deneyimi yaşayabiliyor. Polarize cam ailesinde yer alan SEIKO PolarThin su, asfalt, cam ve metal yüzeylerden gelen rahatsız edici yansımaları filtreleyerek daha net, daha dengeli ve daha yüksek kontrastlı bir görüş deneyimi sunuyor. Özellikle araç kullanımı, sahil yaşamı, açık hava sporları ve gün ışığının yoğun olduğu şehir yaşamında gözlerin daha az yorulmasına yardımcı olan teknoloji, parlama kaynaklı görsel stresi azaltarak gün boyu konfor sağlıyor. İnce ve hafif yapısıyla dikkat çeken SEIKO PolarThin, fonksiyonel performansı estetik kullanım deneyimiyle bir araya getirirken yaz aylarında göz sağlığını destekleyen önemli optik çözümler arasında konumlanıyor.</p>

<p> </p>

<p>UV ışınları sadece cildi değil, gözleri de etkiliyor</p>

<p>UV ışınları, gözün hem yüzey dokuları hem de uzun vadeli görme sağlığı üzerinde etkili olabilen önemli bir çevresel faktör olarak dikkat çekiyor. Gün içinde maruz kalınan UVA ve UVB ışınları, özellikle açık hava aktivitelerinin arttığı yaz döneminde daha yoğun hissedilirken; bu durum görsel konforun yanı sıra koruyucu önlemlerin önemini de artırıyor. Uzmanlar, UV koruması sağlayan optik cam kullanımının yalnızca anlık rahatlık değil, uzun vadeli göz sağlığı açısından da önemli bir destek sunduğunu belirtiyor. Seiko Optik tarafından geliştirilen UV filtreli optik cam teknolojileri, zararlı ışınların gözle temasını azaltmaya yardımcı olarak daha stabil ve kontrollü bir görme deneyimi sağlanmasına katkıda bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/06/yaz-aylarinda-gozleri-korumanin-anahtari-uv-korumasi-ve-parlama-kontrolu_6a3bb8736f1c3.jpg</image>
                                <category>GÜNCEL,SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/yaz-aylarinda-gozleri-korumanin-anahtari-uv-korumasi-ve-parlama-kontrolu/14763</link>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 13:56:04 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>TARLADA ZİRAİ İLAÇLAMA YAPAN EVLİ ÇİFT ZEHİRLENDİ</title>
                                    <description>Kuyucak ilçesinde tarlada ilaçlama yaparken zirai ilaçtan zehirlenen evli çift hastaneye kaldırıldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, Kuyucak ilçesine bağlı Sarıcaova Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; tarlalarında ilaçlama çalışması yapan F.A. ve A.A. isimli evli çift, bir süre sonra rahatsızlanmaya başladı. İşlerini bitirip eve dönen çiftin sağlık durumu kısa sürede daha da kötüleşti.</p>

<p>Durumu fark eden yakınlarının ihbarı üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan çiftin yapılan kontrollerinde, maske veya koruyucu ekipman yetersizliği nedeniyle zirai tarım ilacına yoğun şekilde maruz kalarak zehirlendikleri belirlendi.</p>

<p>Hastanede tedavi altına alınan F.A. ve A.A.'nın sağlık durumlarının takip edildiği öğrenilirken, jandarma ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/06/post14735_6a39489d86a27.jpg</image>
                                <category>GÜNCEL,SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/tarlada-zirai-ilaclama-yapan-evli-cift-zehirlendi/14735</link>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 17:36:11 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>AĞAÇTAN DÜŞTÜ AĞIR YARALANDI</title>
                                    <description>Nazilli&#039;de incir bahçesinde iğlek toplamak için ağaca çıkan bir kişi, dengesini kaybederek düşmesi sonucu ağır yaralandı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, Nazilli’ye bağlı kırsal Bayındır Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; 42 yaşındaki H.E., incir ağaçlarını döllemek amacıyla iğlek toplamak için ağaca çıktı. Ağaçta dengesini kaybeden H.E., metrelerce yükseklikten yere düştü.</p>

<p>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırılan H.E., durumunun ciddiyeti nedeniyle Aydın Şehir Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı.</p>

<p>Jandarma ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/06/agactan-dustu-agir-yaralandi_6a3947e62e1b1.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/agactan-dustu-agir-yaralandi/14733</link>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 17:30:18 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLARIN GELECEĞİ EKRANLARIN ARDINDA BULANIKLAŞIYOR</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="CxSpFirst" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Her iki çocuktan biri miyopi riskiyle karşı karşıya: Yeni araştırma umut verdi</b></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Bir dönem yalnızca uzak görme kusuru olarak ele alınıp gözlük ihtiyacıyla ilişkilendirilen<b> </b>miyopi, bugün çocukların gelecekteki görme sağlığını tehdit eden en önemli küresel sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, dijitalleşen yaşam tarzıyla birlikte çocukların hiç olmadığı kadar yoğun ekran maruziyeti yaşadığına dikkat çekerken, uluslararası araştırmalar da çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Buna göre 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yarısının, yani 5 milyar kişinin miyop olması; bu kişilerin yaklaşık 1 milyarının ise yüksek miyopi seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu tablo yalnızca daha fazla çocuğun gözlük kullanacağı anlamına gelmiyor. Çocukluk çağında kontrol altına alınmayan miyopi ilerleyen yaşlarda retina dekolmanı, glokom, katarakt ve görme kaybına yol açabilen ciddi göz hastalıkları riskini de artırıyor. Uzmanlara göre bugün atılacak adımlar, milyonlarca çocuğun gelecekteki görme sağlığını doğrudan etkileyebilir.</span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><b><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Dışarıda daha az zaman, ekran karşısında daha fazla risk</b></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Son yıllarda çocukların günlük yaşam alışkanlıklarında yaşanan değişim, miyopi artışının en önemli nedenleri arasında gösteriliyor. Tablet, akıllı telefon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte çocuklar gün içinde uzun süre yakın mesafeye odaklanmak zorunda kalıyor. Buna karşın açık havada geçirilen sürenin azalması, göz gelişimi üzerinde koruyucu etki sağlayan doğal ışık maruziyetini de düşürüyor. Uzmanlar, miyopinin artık daha erken yaşlarda ortaya çıktığını ve daha hızlı ilerlediğini belirtiyor. </span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><b><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Miyopi çoğu zaman sessiz ilerliyor</b></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Miyopi genellikle sinsi bir şekilde ilerliyor ve çocuklar yaşadıkları görme problemlerini fark etmeyebiliyor. Tahtayı net görememe, televizyona ya da ekranlara yaklaşma, gözleri kısarak bakma, dikkat dağınıklığı ve ders başarısında düşüş gibi belirtiler çoğu zaman gözden kaçabiliyor. Uzmanlar, herhangi bir belirti olmasa bile düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü miyopinin en hızlı ilerlediği dönem olan çocukluk çağında erken tanı ve miyopi kontrol tedavisi, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek ciddi göz hastalıklarının riskini azaltmada kritik rol oynuyor.</span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><b><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Miyopi kontrolünde umut veren klinik sonuçlar</b></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Miyopi kontrolüne yönelik bilimsel çalışmalar son yıllarda hız kazanırken, HOYA Vision Care ve The Hong Kong Polytechnic University iş birliğiyle gerçekleştirilen yeni klinik araştırma sonuçları miyopi kontrolünde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. <span lang="tr" style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Yeni nesil cam tasarımı, Triple Enhanced Design (TED) adı verilen üç temel geliştirmeyle D.I.M.S. teknolojisini bir adım ileri taşıyan MİYOSMART İQ, miyopi ilerlemesini yavaşlatmanın ötesine geçerek, çocuklarda klinik olarak miyopi ilerlemesini durdurmaya yönelik dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. <span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Denver’da düzenlenen ARVO 2026 Annual Meeting kapsamında paylaşılan araştırma sonuçlarına göre, 12 aylık kullanım sonunda MiYOSMART iQ gözlük camı kullanan 7–12 yaş grubundaki çocuklarda ortalama yüzde 100’ün üzerinde miyopi kontrol </span><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">etkinliği sağlandığı gözlemlendi.  Aksiyel uzunlukta ise yüzde 94 oranında azalma elde edilerek, ilerleyici miyopiyle mücadelede yeni bir standart ortaya konuldu. 4-6 yaş aralığındaki çocuklarda ise kırma kusurunda (SER) yüzde 65, aksiyel uzunlukta ise yüzde 44 oranında miyopi kontrol başarısı sağlandı. Araştırmaya katılan tüm yaş gruplarındaki çocukların MiYOSMART iQ gözlük camlarını gün boyu düzenli kullanmaları sayesinde yüksek uyum gösterdiği ve bunun etkili miyopi kontrolüne katkı sağladığı belirtildi. </span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><b><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">“Erken müdahale, gelecekteki görme sağlığını belirliyor”</b></span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">Miyopinin artık yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan HOYA Türkiye Genel Müdürü Kader Yıldırım, “<i>Miyopi her yıl daha fazla çocuğu etkileyen küresel bir sağlık sorunu haline geliyor. Bugün çocuklarımızın görme sağlığını korumak için atacağımız adımlar, onların gelecekteki yaşam kalitesini doğrudan belirleyecek. Elde edilen araştırma sonuçları, miyopi kontrolünde bilimsel olarak desteklenen yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. MİYOSMART iQ </i><i><span lang="tr" style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">özellikle erken yaşlarda müdahale imkânı sunarak çocukların uzun vadeli görme sağlığını koruma açısından son derece önemli bir rol oynuyor.</i><span lang="tr" style="font-family:"Calibri",sans-serif"><span style="color:#272727">” dedi.</span></p>

<p class="CxSpMiddle" style="text-align:justify"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/06/cocuklarin-gelecegi-ekranlarin-ardinda-bulaniklasiyor_6a2c01ce043f7.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/cocuklarin-gelecegi-ekranlarin-ardinda-bulaniklasiyor/14607</link>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:55:46 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın’da halk sağlığı hizmetleri görüşüldü</title>
                                    <description>Aydın’da Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı kapsamında yürütülen çalışmaların değerlendirildiği kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul başkanlığında, tüm hizmet başkanları ve başkan yardımcılarının katılımıyla düzenlenen toplantıda 2025 yılı ile 2026 yılının ilk dört aylık dönemine ait hizmet süreçleri ele alındı. Toplantıda Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) yürütülen faaliyetler değerlendirildi. 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonu ve Sağlık Bakanlığı’nın 'Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli' doğrultusunda birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetlerine ilişkin çalışmalar kapsamlı şekilde görüşüldü. <br />
 <br />
  Gündemde; kanser taramaları, kronik hastalıkların takibi, gebe ve çocuk izlemleri, aile hekimliği uygulamaları ile mobil sağlık hizmetleri yer aldı. Ayrıca 2025 yılı performans verileri ile 2026 yılının ilk dört ayına ilişkin göstergeler değerlendirilerek hizmetlerin etkinliğinin artırılmasına yönelik planlamalar yapıldı. <br />
 <br />
  Toplantıda birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, özellikle koruyucu sağlık hizmetleri ve tarama programlarında kurumlar arası iş birliğinin artırılması gerektiği vurgulandı. İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, koruyucu sağlık hizmetlerinin toplum sağlığının geliştirilmesinde kritik öneme sahip olduğunu belirterek, vatandaş odaklı ve erişilebilir sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. <br />
                                    </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/06/aydinda-halk-sagligi-hizmetleri-gorusuldu_6a2974feacf25.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/aydinda-halk-sagligi-hizmetleri-gorusuldu/14582</link>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 17:29:09 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuantum Biofeedback ve Biorezonans Terapileri ile Kilo Vermek</title>
                                    <description>Kilo Veremiyorsanız Sebebi İradeniz Değil, Hücrelerinizin Stresi Olabilir!</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h2 id="h-kilo-veremiyorsaniz-sebebi-iradeniz-degil-hucrelerinizin-stresi-olabilir"> </h2>

<p>Her pazartesi sabahı yeni bir kararla başladığınız o katı diyet listelerini düşünün.</p>

<p>Kendinizi aç bıraktınız, saatlerce koştunuz ama o tartının ibresi bir türlü yerinden oynamadı, değil mi?</p>

<p>Çünkü modern tıpta obezite ve kilo artışı, yalnızca basit bir “kalori alımı ve harcaması” denklemiyle açıklanamayacak kadar kompleks, çok faktörlü bir metabolik sorundur.</p>

<p>Klinik pratiğimde, muayene odama gelip “Hocam, su içsem yarıyor” diyen yüzlerce hastamda gördüm ki kalıcı başarıya ulaşmak için bambaşka bir harita gerekiyor. Kilo yönetimini kalıcı hale getirmek, otonom sinir sisteminin regülasyonu, hormonal dengenin sağlanması ve hücresel düzeyde stresin yönetilmesi gibi bütüncül (holistik) bir yaklaşım gerektirir.</p>

<p>İşte tam bu kırılma noktasında, kuantum biofeedback ve biorezonans terapileri devreye girerek bize metabolik “flourishing”, yani bütünsel bir hücresel uyanış vaat ediyor.</p>

<p>Şimdi arkanıza yaslanın ve derin bir nefes alın; çünkü bugüne kadar size söylenen “az ye, çok çalış” mitini birlikte yıkacağız…</p>

<h2 id="h-bedeniniz-surekli-savasta-mi-otonom-sinir-sistemi-ve-stres-iliskisi">Bedeniniz Sürekli Savaşta mı? Otonom Sinir Sistemi ve Stres İlişkisi</h2>

<p>Kliniğimde hastalarımın gözlerinin içine baktığımda en çok gördüğüm şey derin bir yorgunluk oluyor.</p>

<p>Günümüz dünyasında telefonunuza düşen bir mail, trafik ya da geleceğe dair ufacık bir kaygı bile ilkel beynimiz tarafından bir “aslan saldırısı” olarak algılanıyor. Biz buna kronik sempatik sinir sistemi aktivitesi, yani popüler adıyla “savaş ya da kaç” durumu diyoruz.</p>

<p>Peki, vücudunuz sürekli hayatta kalmaya çalışırken neden yağ yaksın ki?</p>

<p>Lütfen unutmayın; tükenmişlik çağımızın en büyük pandemisidir ve bu tükenmişlik doğrudan yağ dokularımıza yansır.</p>

<p>Kronik stres altında ezilen bir beden, durmaksızın kortizol hormonu salgılar. Yüksek kortizol seviyeleri ise ne yazık ki insülin direncine, viseral (karın çevresi) yağlanmaya ve metabolizmanın adeta kilitlenmesine neden olur.</p>

<p>,Dolayısıyla siz ne kadar az yerseniz yiyin, içerideki alarm zilleri susmadığı sürece hücreleriniz yağı serbest bırakmayacaktır.</p>

<h3 id="h-frekanslarin-gucu-sempatik-alarmdan-parasempatik-huzura-gecis">Frekansların Gücü: Sempatik Alarmdan Parasempatik Huzura Geçiş</h3>

<p>İşte kuantum biofeedback ve biorezonans teknolojileri tam olarak bu noktada modern tıp mucizesine dönüşüyor. Bu gelişmiş sistemler, bedeninizin elektromanyetik frekanslarını incelikli bir şekilde analiz ederek otonom sinir sistemindeki o görünmez dengesizlikleri saniyeler içinde tespit eder.</p>

<p>Tıpkı akordu bozulmuş bir piyononun tellerini tek tek ayarlamak gibi, uygulanan terapötik frekanslar da bedeni o yorucu sempatik aşırı uyarılmadan kurtarır.</p>

<p>Bedeninizi “dinlen ve sindir” anlamına gelen parasempatik faza geçirdiğimizde içeride neler mi değişir?</p>

<ul>
	<li>Kortizol seviyeleriniz hızla düşer, böylece biyolojik stresiniz azalır.</li>
</ul>

<ul>
	<li>Sindirim enzimleriniz ve bağırsak hareketleriniz (yani ikinci beyniniz) optimal hızda çalışmaya başlar.</li>
</ul>

<ul>
	<li>Hücresel düzeyde lipolizin (yağ yakımı) önündeki o inatçı hormonal blokajlar birer birer ortadan kalkar.</li>
</ul>

<p>Bedeniniz güvende olduğunu hissettiğinde, yıllardır biriktirdiği o koruma kalkanını, yani fazla kiloları, kendiliğinden bırakmaya başlar.</p>

<h2 id="h-beynimizdeki-seker-hapishanesi-ve-gida-asermelerini-yonetmek">Beynimizdeki Şeker Hapishanesi ve Gıda Aşermelerini Yönetmek</h2>

<p>Hiç gece yarısı mutfak dolaplarını karıştırırken kendinizi buldunuz mu? Ya da o çikolatayı yerken aslında aç olmadığınızı bildiğiniz halde neden duramadığınızı düşündünüz mü?</p>

<p>Lütfen kendinizi suçlamayı bırakın…</p>

<p>Çünkü rafine şeker, modern buğday ve işlenmiş gıdalar beynimizde tıpkı bir madde bağımlılığı gibi dopaminerjik yolları uyarır. Yani o an iradeniz zayıf olduğu için değil, beyniniz biyokimyasal bir esaret altında olduğu için o tatlıya yöneliyorsunuz.</p>

<p>Hastalarımın diyet programlarını yarıda bırakmasının en yaygın, en insani nedeni işte bu fiziksel ve psikolojik yoksunluk krizleridir.</p>

<p><strong>Klasik yöntemler size sadece “dayan” der; oysa biz biorezonans terapilerinde çok daha zarif ve akıllıca bir yol izliyoruz.</strong></p>

<h3 id="h-inversiyon-ters-frekans-protokolu-ile-hucresel-hafizayi-sifirlamak">İnversiyon (Ters Frekans) Protokolü ile Hücresel Hafızayı Sıfırlamak</h3>

<p>Biorezonans seanslarında sıklıkla uyguladığımız “inversiyon” protokolleri, adeta bir anti-virüs programı gibi çalışır.</p>

<p>Vücudun o bağımlılık yapıcı maddelere <em>(örneğin rafine şekere veya glutene) </em>karşı zamanla geliştirdiği patolojik frekans hafızasını hedefler ve onu ters frekanslarla nötralize eder, yani sıfırlar.</p>

<p>Klinik gözlemlerimiz ve bütüncül tıp literatürü net bir şekilde gösteriyor ki bu frekans temizliği sayesinde karbonhidrat ve tatlı krizleri (aşermeler) çok ciddi oranda azalıyor.</p>

<p>Kişi o gıdayı gördüğünde eski yoğun arzuyu hissetmez. Sonuç olarak, hastanın sağlıklı beslenme programına uyum sağlama kapasitesi artar ve hiçbir yıpratıcı açlık krizi yaşamadan, doğal, sürdürülebilir bir kalori açığı kendiliğinden oluşur.</p>

<h2 id="h-hucresel-yenilenme-sadece-zayiflamayin-flourishing-ile-parlayin">Hücresel Yenilenme: Sadece Zayıflamayın, “Flourishing” ile Parlayın</h2>

<p>Gerçek bir kilo kaybı süreci, bedeni sabote ederek, onu soldurarak veya yüzünüzü çökerterek olmamalıdır.</p>

<p>Tam aksine, yaşama enerjinizi artırarak, cildinizi parlatarak ve bedenin kendi kendini onarma mekanizmalarını (regülasyon kapasitesini) maksimuma çıkartmalıdır.</p>

<p>Biz buna sadece zayıflamak demiyoruz; tam anlamıyla bir “flourishing”, yani bütünsel bir canlılık içinde “çiçek açma” hali diyoruz.</p>

<p>Biofeedback terapileri, karaciğer, böbrek ve lenfatik sistem gibi ana arınma organlarımızın enerji meridyenlerindeki tıkanıklıkları anında tespit eder.</p>

<p>Yağ dokusu, vücudun asidik atıklarını ve toksinlerini hapsettiği bir güvenli depo gibidir.</p>

<p>Siz kilo verirken o yağlar çözündükçe, toksinler de kana karışır. Eğer detoks mekanizmalarınız iyi çalışmıyorsa, kendinizi halsiz, baş ağrısı olan ve yaşlanmış hissedebilirsiniz.</p>

<h3 id="h-lenfatik-drenaj-ve-frekanslarla-gelen-hucresel-genclesme">Lenfatik Drenaj ve Frekanslarla Gelen Hücresel Gençleşme</h3>

<p>Seanslarımızda lenfatik drenajın hücresel düzeyde özel frekanslarla desteklenmesi, yağ dokularında depolanan o ağır toksinlerin vücuttan atılmasını inanılmaz derecede hızlandırır.</p>

<p>Bu durum, klinikten çıkan hastalarımda sadece tartıdaki rakamların düşmesini sağlamıyor; aynı zamanda doku kalitesinin artmasını, ödemlerin çözülmesini ve hücresel yaşlanmanın yavaşlamasını (anti-aging) beraberinde getiriyor.</p>

<p>Veee… Aynaya baktığınızda Ozempic ya da Mounjaro kullanımından sonra karşılaşılabilen çökmüş bir yüz değil, aksine ışıldayan bir cilt görürsünüz.</p>

<h2 id="h-surdurulebilir-bir-canlilik-icin-hucrelerinize-kulak-verin">Sürdürülebilir Bir Canlılık İçin Hücrelerinize Kulak Verin</h2>

<p>Sonuç olarak, kuantum biofeedback ve biorezonans terapileri tek başına her şeyi çözen sihirli, biyokimyasal bir “yağ yakma hapı” kesinlikle değildir; bunu iddia etmek bilime haksızlık olur.</p>

<p>Ancak bu teknolojiler, metabolik sağlığınızı kökten geri kazanmanızda, stres kaynaklı o inatçı hormonal dirençlerin kırılmasında ve beyninizi esir alan gıda bağımlılıklarının yönetiminde son derece güçlü, muazzam birer katalizördür.</p>

<p>Modern tıp pratiğimde, kişiye özel doğru bir beslenme planı ve bilinçli yaşam tarzı değişiklikleriyle kombine ettiğimiz kuantum biofeedback seansları, hastalarımın sadece kilo vermesini değil, aynı zamanda özlenen yüksek yaşam enerjisine (flourishing) ve otonom sinir sisteminin regülasyonuna da ulaşmasını sağlıyor.</p>

<p>Bedeninizle savaşmayı bırakın, onun frekanslarını dinleyin; çünkü gerçek şifa hücresel düzeyde başlar.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/06/kuantum-biofeedback-ve-biorezonans-terapileri-ile-kilo-vermek_6a22c376d698e.png</image>
                                <category>GÜNCEL,SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/kuantum-biofeedback-ve-biorezonans-terapileri-ile-kilo-vermek/14509</link>
                <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 15:37:22 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuyucak’ta sağlık hizmetleri yerinde incelendi</title>
                                    <description>Aydın Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, saha ziyaretleri kapsamında Kuyucak Devlet Hastanesi ve Kuyucak Aile Sağlığı Merkezi’nde incelemelerde bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kuyucak Devlet Hastanesi ziyaretinde hastanede sunulan sağlık hizmetleri, yürütülen çalışmalar ve mevcut durum hakkında bilgi alındı. Ziyaret kapsamında acil servis, poliklinikler ve idari birimlerde görev yapan hekimler ve sağlık çalışanlarıyla bir araya gelen İl Sağlık Müdürü Şenkul, özverili ve fedakar çalışmalarından dolayı personele teşekkür ederek görevlerinde başarılar diledi. Kuyucak Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarından birinci basamak sağlık hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin bilgi aldı. <br />
 <br />
  Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli" kapsamında yürütülen çalışmaları değerlendiren İl Sağlık Müdürü Şenkul, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik katkılarından dolayı aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına teşekkür etti. Ziyaretleri sırasında hasta ve hasta yakınlarıyla da sohbet eden Şenkul, geçmiş olsun dileklerini ileterek acil şifalar temennisinde bulundu. <br />
                                    </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/06/kuyucakta-saglik-hizmetleri-yerinde-incelendi_6a1ee20339508.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/kuyucakta-saglik-hizmetleri-yerinde-incelendi/14481</link>
                <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 17:00:10 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>EFELER’DE BAYRAM TEMİZLİĞİ</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Efeler Belediyesi, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde ilçe genelinde kapsamlı bir temizlik seferberliği başlattı. Vatandaşların huzurlu ve hijyenik bir ortamda bayram geçirmesini hedefleyen Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, kent merkezinden kırsal mahallelere kadar dört bir yanda çalışmalarını yoğunlaştırdı.</p>

<p>Çalışmalar kapsamında ekipler, sokak sokak gezerek yollarda ve kaldırımlarda detaylı süpürme işlemi gerçekleştiriyor. Görüntü kirliliğinin ve koku oluşumunun önüne geçmek amacıyla, zamanla eskiyen ve yıpranan çöp konteynerleri ekipler tarafından tek tek tespit edilerek yenileriyle değiştiriliyor. Kent estetiğine önem veren Efeler Belediyesi, ihtiyaç duyulan yolları ve alanları tazyikli yıkama araçlarıyla titizlikle temizliyor.</p>

<p>Kurban Bayramı’na sayılı günler kala koordineli bir şekilde hareket eden ekipler, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için gece gündüz demeden, mesai kavramı gözetmeksizin aralıksız bir şekilde sahada ter döküyor. İlçe genelinde yürütülen bu titiz çalışmalardan büyük memnuniyet duyan vatandaşlar, Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’e ve sahada canla başla çalışan tüm ekiplere teşekkürlerini iletti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/05/efelerde-bayram-temizligi_6a0ecf547dcdb_h.jpg</image>
                                <category>GÜNCEL,EĞİTİM,DÜNYA,SAĞLIK,TEKNOLOJİ,YAŞAM,YEREL,DİĞER,Genel,Haber</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/efelerde-bayram-temizligi/14333</link>
                <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:01:04 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>15 yıldır yatağa hasret yaşıyor</title>
                                    <description>Her geçen gün karnı büyüyen çaresiz kadın 170 kiloya ulaştı, artık hareket edemiyor</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın'ın Efeler ilçesine bağlı Kırsal Kuyucular Mahallesi ile Kanyaşı Mahallesi arasındaki bir bağ evinde yaşayan 67 yaşındaki kadın, karnında oluşan ve her geçen büyüyen kitle nedeniyle yıllardır yatağa hasret yaşıyor. Yaklaşık 7 metrekarelik derme çatma bir odada yaşamını sürdürmek zorunda kalan çaresiz kadın, ameliyat olmadığı için her geçen gün karnındaki kitlenin büyümesi nedeniyle yaklaşık 170 kiloya ulaştı. <br />
  Edinilen bilgiye göre, Aydın'ın Efeler ilçesine bağlı Kanyaşı Mahallesi'nde doğup büyüyen ve gençlik yıllarında tarım ve gündelik işlerle hayatını sürdüren 2 çocuk annesi Leyla Demirkafa, 1993 yılında 2. kez anne olduktan sonra karnı şişmeye başladı. 35 yaşında iken başlayan karın şişliği ve oluşan kitle her geçen gün büyüdü. O dönemlerde gerek ekonomik nedenler gerekse bilinçsizlik nedeniyle aldırış edilmeyen kitle her geçen gün büyümeye devam etti. Karnında oluşan ve yaklaşık 35-40 kiloya ulaşan kitle nedeniyle 15 yıldır hareket edemeyen talihsiz kadın yıllardır yatağa hasret bir çekyat üzerinde oturarak hayatını sürdürmek zorunda kalıyor. <br />
Başka kronik rahatsızlıkları nedeniyle ameliyat edilemediğini ve yaşamını artık çok zor şartlar altında sürdürmeye çalıştığını belirten Leyla Demirkafa, hem maddi hem de manevi olarak çok zor durumda olduğunu belirterek başta sağlık camiası olmak üzere hayırseverlerden yardım beklediğini söyledi. <br />
 <br />
<strong>"Küçücük bir barakada yaşam savaşı veriyor" </strong><br />
Barakayı andıran tek odalı ve yerde yazgısı dahi bulunmayan yaklaşık 7 metrekarelik bir yere konulmuş çekyat üzerinde yaklaşık 15 yıldır hayatını sürdürmeye çalışan çaresiz kadın, son günlerde sancılarının arttığını belirterek hastalığına bir çare bulunmasını istedi. Karnında oluşan dev kitlenin sürekli apse yaptığını ve çok çaresiz durumda olduğunu belirten Demirkafa, odanın bir köşesinde bulunan ocakta yiyecek bir şeyler bulunur ve pişirilirse karnını doyurabiliyor. <br />
Annesine bakmak zorunda kaldığı için çalışmaya gidemediğini ve annesinin bu dertten kurtarılmasını isteyen Anıl Demirkafa ise başta hijyenik malzeme olmak üzere annesinin yara bakımında kullanılan ilaç ve kremleri almakta zorlandıklarını belirterek çok zor bir hayat sürdüklerini söyledi. <br />
Yaklaşık 15 yıldır tavanı dahi bulunmayan bir odada yaşam mücadelesi veren Leyla Demirkafa ise, karnındaki kite ve yarası nedeniyle yatamadığını ve yıllardır evden dışarı çıkamadığını belirterek kendisine uzanacak bir yardım eli beklediğini söyledi. <br />
                                         </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/05/15-yildir-yataga-hasret-yasiyor_6a0de7d55f6b3_h.jpg</image>
                                <category>GÜNCEL,SAĞLIK,YAŞAM,YEREL,DİĞER,Genel,Haber</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/15-yildir-yataga-hasret-yasiyor/14329</link>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 19:55:41 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Nazilli’de anne adaylarına ağız ve diş sağlığı eğitimi</title>
                                    <description>Nazilli’de Gebe Okulu’nda anne adaylarına yönelik düzenlenen eğitimlerde, gebelik sürecinde ağız ve diş sağlığının korunması ile bebeklerde erken çocukluk çağı çürüklerinin önlenmesine yönelik önemli bilgiler verildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından anne adaylarına yönelik sürdürülen eğitim çalışmalarında, gebelik döneminde ağız ve diş sağlığının korunmasına yönelik bilgilendirmeler devam ediyor. Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesindeki Gebe Okulu’nda gerçekleştirilen eğitimlerde, Diş Hekimi Nilüfer Parmaksız tarafından anne adaylarına ağız ve diş sağlığı konusunda önemli bilgiler verildi. Eğitimlerde 'Gebelik Döneminde Ağız ve Diş Sağlığının Korunması' ile 'Bebeklik ve Çocukluk Döneminde Ağız ve Diş Sağlığının Korunması' konuları ele alınırken, doğacak bebeklerde ve büyüme çağındaki çocuklarda erken çocukluk çağı çürüklerinin önlenmesine yönelik yapılması gerekenler anlatıldı. Yetkililer, gebelik döneminde ağız ve diş sağlığının hem anne hem de bebeğin genel sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, eğitim çalışmalarının belirli periyotlarla devam edeceğini ifade etti. <br />
                              </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/05/nazillide-anne-adaylarina-agiz-ve-dis-sagligi-egitimi_6a0de74d49ea3_h.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK,YAŞAM,YEREL,DİĞER,Genel,Haber</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/nazillide-anne-adaylarina-agiz-ve-dis-sagligi-egitimi/14328</link>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 19:53:08 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Vücut Yağ Oranı ve Depresyon Riski</title>
                                    <description>Depresyon Tartıda Ölçülür mü?</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h2 id="h-depresyon-tartida-olculur-mu">Bir sabah aynaya bakıyorsunuz. Tartıya çıkıyorsunuz.</h2>

<p>Rakamlar can sıkıcı…</p>

<p>Peki o rakamlar sadece bedeninizi mi anlatıyor, yoksa ruh hâlinizle de konuşuyor olabilir mi?</p>

<p>Journal of Affective Disorders’ta yayımlanan yeni ve güçlü bir çalışma, depresyonla mücadelede çoğu zaman gözden kaçırılan bir faktöre ışık tutuyor: <strong>Vücut yağ oranı.</strong></p>

<p>Üstelik mesele sadece “fazla kilo” değil.</p>

<p><strong>Mesele yağın nerede, ne kadar ve kimde olduğu.</strong>..</p>

<h2 id="h-depresyon-ve-vucut-yagi-sessiz-bir-ittifak-mi"><strong>Depresyon ve Vücut Yağı: Sessiz Bir İttifak mı?</strong></h2>

<p>NHANES (National Health and Nutrition Examination Survey) verileriyle yapılan bu geniş çaplı kesitsel analiz, vücut yağ yüzdesi ile depresyon arasındaki ilişkiyi mercek altına aldı.</p>

<p>Sonuçlar düşündürücü. Ve biraz da rahatsız edici…</p>

<p>Çalışma gösteriyor ki:</p>

<ul>
	<li><strong>Depresyon, özellikle bacak bölgesi ve baş çevresi yağlanmasıyla daha güçlü ilişkili</strong></li>
</ul>

<ul>
	<li><strong>Vücut yağ oranının depresyona etkisi erkeklerde daha belirgin</strong></li>
</ul>

<ul>
	<li><strong>Düşük kilolu ve yüksek kilolu bireylerde, yağ oranı ile depresyon arasındaki bağ çok daha güçlü</strong></li>
</ul>

<p>Yani mesele sadece “şişmanlık” değil; mesele yağ dokusunun biyolojisi…</p>

<h2 id="h-neden-yag-dokusu-bu-kadar-onemli"><strong>Neden Yağ Dokusu Bu Kadar Önemli?</strong></h2>

<p>Çünkü yağ dokusu artık sadece bir “depo” değil.</p>

<p>Modern tıp bize şunu söylüyor: <strong>Yağ dokusu aktif bir endokrin organdır.</strong></p>

<p>Yağ hücreleri;</p>

<ul>
	<li>Sitokinler salgılar</li>
</ul>

<ul>
	<li>İnflamasyonu artırır</li>
</ul>

<ul>
	<li>Kortizol dengesini etkiler</li>
</ul>

<ul>
	<li>İnsülin direncini tetikler</li>
</ul>

<ul>
	<li>Ve beyinle sürekli iletişim halindedir</li>
</ul>

<p>Bir başka ifadeyle, yağ dokusu bedenin içinde çalışan “<strong>sessiz bir haber ajansı</strong>“ gibidir.</p>

<p>Ve bazen attığı manşetler ruh halimizi karartır.</p>

<h2 id="h-bacak-ve-bas-bolgesi-neden-one-cikiyor"><strong>Bacak ve Baş Bölgesi Neden Öne Çıkıyor?</strong></h2>

<p>Bu soru çok önemli…</p>

<p>Çünkü çalışmada yağlanmanın genel değil, bölgesel etkisi dikkat çekiyor.</p>

<h3 id="h-bacak-bolgesi"><strong>🦵 Bacak Bölgesi</strong></h3>

<ul>
	<li>Periferik inflamasyonla ilişkilidir</li>
</ul>

<ul>
	<li>Dolaşım ve metabolik stres göstergesidir</li>
</ul>

<ul>
	<li>Fiziksel yorgunluk ve hareketsizlikle bağlantılıdır</li>
</ul>

<h3 id="h-bas-bolgesi"><strong>🧠 Baş Bölgesi</strong></h3>

<ul>
	<li>Visseral yağlanmanın dolaylı göstergesi olabilir</li>
</ul>

<ul>
	<li>Nöroinflamasyonla ilişkili bulunmuştur</li>
</ul>

<ul>
	<li>Kortizol ve stres hormonlarıyla bağlantılıdır</li>
</ul>

<p>Yani bedenin bazı bölgeleri depresyon için adeta <strong>erken uyarı lambası</strong> gibi yanar.</p>

<h2 id="h-erkeklerde-neden-daha-guclu"><strong>Erkeklerde Neden Daha Güçlü?</strong></h2>

<p>Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri bu.</p>

<p>Aynı vücut yağ oranına sahip erkek ve kadınlar karşılaştırıldığında, erkeklerde depresyonla ilişki daha belirgin.</p>

<p>Bunun olası nedenleri:</p>

<ul>
	<li>Erkeklerde yağın daha fazla visseral depolanması</li>
</ul>

<ul>
	<li>Testosteron–kortizol dengesinin daha hassas olması</li>
</ul>

<ul>
	<li>Erkeklerin depresyonu daha çok bedensel belirtilerle yaşaması</li>
</ul>

<ul>
	<li>Duygusal sıkıntının daha geç fark edilmesi</li>
</ul>

<p>Yani erkek bedeni depresyonu önce bedende, sonra ruhta anlatıyor olabilir…</p>

<h2 id="h-dusuk-kilolu-ama-depresif-gorunmez-risk-grubu"><strong>Düşük Kilolu Ama Depresif: Görünmez Risk Grubu</strong></h2>

<p>Belki de en çarpıcı sonuçlardan biri bu.</p>

<p>👉Çalışma gösteriyor ki düşük kilolu bireylerde bile, vücut yağ oranı yükseldikçe depresyon riski artıyor.</p>

<p>Bu ne demek?</p>

<ul>
	<li>Zayıf görünmek = sağlıklı olmak değil</li>
</ul>

<ul>
	<li>Kas–yağ dengesi ruh sağlığı için kritik</li>
</ul>

<ul>
	<li>Metabolik sağlık, kilodan bağımsız düşünülmeli</li>
</ul>

<p>Klinikte sık gördüğümüz bir tabloyu doğruluyor bu: “Zayıf ama yorgun, mutsuz ve depresif” bireyler…</p>

<h2 id="h-depresyon-yagi-mi-artirir-yag-mi-depresyonu"><strong>Depresyon Yağı mı Artırır, Yağ mı Depresyonu?</strong></h2>

<p>Bu soru kaçınılmaz.</p>

<p>Bu çalışma kesitsel, yani neden–sonuç ilişkisini kesin olarak söyleyemiyoruz. Ama biyoloji bize şunu fısıldıyor:</p>

<p>Bu ilişki iki yönlü…</p>

<ul>
	<li>Depresyon → hareketsizlik → yağ artışı</li>
</ul>

<ul>
	<li>Yağ artışı → inflamasyon → nörotransmitter dengesizliği → depresyon</li>
</ul>

<p>Bir kısır döngü…</p>

<p>Ve bu döngü çoğu zaman sessizce işler.</p>

<h2 id="h-bu-ne-anlama-geliyor"><strong>Bu Ne Anlama Geliyor?</strong></h2>

<p>Eğer depresyonla mücadele ediyorsak:</p>

<ul>
	<li>Sadece psikolojik değil</li>
</ul>

<ul>
	<li>Sadece farmakolojik değil</li>
</ul>

<ul>
	<li>Metabolik faktörleri de hesaba katmalıyız</li>
</ul>

<p>Vücut yağ oranı:</p>

<ul>
	<li>Tedavi yanıtını etkileyebilir</li>
</ul>

<ul>
	<li>Semptom şiddetini artırabilir</li>
</ul>

<ul>
	<li>İyileşmeyi geciktirebilir</li>
</ul>

<p>Bu yüzden depresyon, sadece “zihnin meselesi” değildir; bedenle birlikte ele alınmalıdır.</p>

<p>Vücut yağ oranı, depresyon, erkeklerde depresyon riski, bölgesel yağlanma ve ruh sağlığı arasında güçlü bir ilişki vardır.</p>

<p>Depresyonla mücadelede yalnızca kiloya değil, yağ oranına ve dağılımına bakmak, tedaviyi daha bütüncül, daha etkili ve daha insani hale getirir.</p>

<p><img alt="" height="376" src="https://www.nazilliturkuaz.com/images/uploads/2026/05/image-6a0db07474050.webp" width="720" /></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/media/2026/05/vucut-yag-orani-ve-depresyon-riski_6a0db0d0918c9_h.png</image>
                                <category>SAĞLIK,YAŞAM,Genel,Haber,Yurdum İnsanı</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/vucut-yag-orani-ve-depresyon-riski/14311</link>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:56:16 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Medikal Estetiğin Gözdesi Dolgu Uygulamaları</title>
                                    <description>Medikal estetik yöntemlerinden olan Dolgu Uygulamaları, pratik bir yöntem olması, cilde daha canlı ve genç bir görünüm kazandırması nedeniyle yoğun talep görüyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Figen Bilen, kadınların dudak dolgusu başta olmak üzere yüzün ihtiyaç duyulan her bölgesinde dolguya başvurduğunu, erkeklerin ise daha çok çene dolgusuna ilgi gösterdiğini söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Hyaluronik asit içerikli dolgular; ciltte kırışıklıkları giderme, istenilen bölgelere hacim kazandırma gibi özellikleri nedeniyle medikal estetik hekimleri tarafından sıkça tercih edilen popüler bir yöntem. Cilde daha genç ve güzel bir görünüm kazandıran dolgu uygulamalarına her yaştan kadınların yanı sıra erkekler de ilgi gösteriyor.</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Dermatoloji Uzmanı Dr. Figen Bilen, dolgu uygulamalarının ufak, ince iğneler ve kanüller aracılığıyla enjeksiyon şeklinde yapıldığını kaydetti. Uygulamanın 15-30 dakika sürdüğünü belirten Bilen, uygulama sonrası kişinin hemen günlük hayatına dönebildiğini söyledi. Kişinin yaşına ve uygulanan bölgeye göre değişmekle birlikte dolguların etki süresinin 8 ay ile 1,5 yıl arasında değiştiğini ifade eden Figen Bilen, daha sonra uygulamanın tekrarlanmasında sakınca olmadığını dile getirdi.</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Uzman Dr. Figen Bilen dolgu uygulamalarıyla ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	<span style="color:#f00;"><strong>Hangi Bölgelere Uygulanıyor?</strong></span></p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Dermal dolgu maddeleri, vücutta doğal olarak bulunan bir molekül olan yüksek su tutma kapasitesine sahip hyalüronik asit içeriyor. Bu da cildin daha pürüzsüz, daha nemli, daha genç ve dinç görünmesini sağlıyor. Bu nedenle cildi gençleştirmek, hacim kazandırmak istediğimiz bölgelerde dolgu kullanıyoruz. Cildimizde eksilen hyalüronik asiti dışarıdan dolgu enjeksiyonu ile tamamlıyoruz.</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Ciltte sarkmalar ve kırışıklıklar olduğunda dolgu uygulamalarına başvuruyoruz. Dolguları daha çok yüz bölgesinde uyguluyoruz. Burun ağız hatları (nazolabial kıvrımlar), dudak kenarlarından aşağıya inen çizgiler (marionette çizgileri), dudak altı ve dudak üstü çizgileri, göz çevresi, çene ve yanaklar yüzde diğer dolgu uyguladığımız bölgeler. Nazolabial ya da marionette gibi hatlarda çökmeler başladığında, dudakta ya da çenede küçülme başladığında, ciltte asimetriler varsa, göz altlarında morarma, çökme veya torbalanma varsa dolgu tercih ediyoruz. Erkekler daha keskin hatlara sahip olmak için özellikle çene dolgusuna ilgi gösteriyor.</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Yüzün yanı sıra boyun ve dekolte bölgesine, ya da zaman zaman yaşlanmanın etkilerini azaltmak için ellere ve vücudun diğer bölgelerine de dolgu uyguluyoruz.</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	<span style="color:#f00;"><strong>En Çok Tercih Edilen Dudak Dolgusu</strong></span></p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	En çok talep edilen ise dudak dolgusu. Doğuştan ince dudakları olanlar veya zamanla dudakları incelenler daha dolgun ve canlı dudaklara sahip olmak için dolgu istiyor. Dudaklara hacim kazandırmanın yanı sıra asimetrilerde tedaviye destek amacıyla, kuruluk ve çatlama problemi olanlarda ise cilt kalitesini artırmak için uyguluyoruz. Daha çok doğal görünümlü dudaklar tercih ediliyor.</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	<span style="color:#f00;"><strong>Her bölgeye Farklı Dolgu</strong></span></p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Dolguların farklı fiziksel özellikleri var. İçindeki hyalüronik asit miktarı ve çapraz bağ teknolojileriyle dolgular birbirinden ayrılıyor. Her dolgu her bölgeye uygun olmadığı için, biz uygulayacağımız bölgeye uygun dolgu seçiyoruz. Dolguların içeriğinde hyalüronik asitin yanı sıra cildi kaldıran ve yapılandıran maddeler de olabiliyor. Yüzün her yerinde farklı özellikli dolgular kullanılıyor. Örneğin çeneye uyguladığımız bir dolguyu dudakta kullanamıyoruz.</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	<span style="color:#f00;"><strong>Dolgu Öncesi ve Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></span></p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Dolgu uygulamalarından önce aspirin, ağrı kesici gibi kan sulandırıcı ilaçlar kullanılmasını istemiyoruz. 5 gün öncesinden kesilmesi gerekiyor. Aksi taktirde morarma riskini artırıyor. Uygulama öncesi Yeşil Çay gibi bazı bitki çaylarının da çok tüketilmesini önermiyoruz</p>
<p new="" size:="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">
	Uygulamadan sonra ise o bölgeyi fazla hareketten sakınmak gerekiyor. Örneğin dudak veya çene dolgusu yapıldıysa çok sert yiyecekler çiğnememek gerekiyor. Soğuk, sıcak yiyecekl ve içeceklerden bir süre sakınmak gerekiyor. Ayrıca dolgulardan sonra; sıcak duş, sauna, hamam gibi ortamlara girilmesi sakıncalı. O bölgeye masaj yapılmasını ve kişinin ilk gün spor yapmasını da istemiyoruz.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/haberler/default/medikal-estetigin-gozdesi-dolgu-uygulamalarib7aa33fa840f4907dbb8.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/medikal-estetigin-gozdesi-dolgu-uygulamalari/8348</link>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 00:55:30 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Maske Yakın Zamanda Hayatımızdan çıkacak</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>
	 </p>
<p class="MsoNormal">
	Tüm Dünyayı Etkisi altına alan hatta esir alan Covid19 pandemisinde Umutlandıran haberler gelmeye başladı. Tüm dünyanın merakla beklediği aşı çalışmalarında sona gelindi.</p>
<p class="MsoNormal">
	Türk Bilim İnsanları Prof. Dr. Uğur Şahin, Özlem Türeci’nin kendi firmalarında hazırladıkları aşı Başarılı olmuştu.</p>
<p class="MsoNormal">
	Bununla birlikte Çin’den gelen Aşının’da deneme çalışmaları bitmiş ve onay aşamasına gelmişti. Tüm bunlarla birlikte Rusya’daki Aşı çalışmalarında artık üretim safhasına geçilmiş hatta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile yapılan görüşmeler ışığı altında Rusya üretimin Türkiye’de de yapılacağını dile getirmişti.</p>
<p class="MsoNormal">
	Tüm bu gelişmeler ışığı altında, Bakan Koca Bugün Müjdeli haberi vererek biraz daha sabır ve dikkat isteyerek Yakında maskelerden kurtulacağımızı müjdeledi.</p>
<p class="MsoNormal">
	İşte Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın O umutlandıran açıklaması</p>
<p class="MsoNormal">
	<o:p> </o:p>“ÖZGÜRCE NEFES ALACAĞIMIZ günleri özledik. Maske, yakın zamanda hayatımızdan çıkmış olacak. COVID-19 aşı çalışmalarında büyük ilerlemeler var. Sonucu bekleyelim. Evimizin dışında, başkalarıyla olduğumuz her yerde maskemizi kuralına uygun şekilde takalım. Sabrınız için: Sağ olun.”</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/haberler/default/maske-yakin-zamanda-hayatimizdan-cikacak68951dbd3af5567113a9.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/maske-yakin-zamanda-hayatimizdan-cikacak/5927</link>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 00:55:13 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuğun Değerini Karne Belirlemez</title>
                                    <description>Uzman Klinik Psikolog/Psikoterapist Nilay Konduz Kutbay, yarıyıl tatilinin yaklaşmasıyla birlikte hem çocukların hem de ailelerin karne heyecanı yaşadığını belirterek, aileleri dikkat etmeleri gereken noktalar hakkında uyardı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	Öncelikle ailelerin çocuklarına, onları her koşulda sevdiklerini hissettirmesi gerektiğini belirten Terapi Psikolojik Hizmetler ve Psikoterapi Merkezi Kurucularından Uzman Klinik Psikolog/Psikoterapist Nilay Konduz Kutbay; "Çocuk derslerinde başarısız olduğunda anne babasının kendisini sevmeyeceği hissine kapılabilir. En yakınlarından sevgi, değer, takdir görmesi; çocuğun ergenlik ve yetişkinlikte kendine güvenen bir birey olmasında çok etkilidir. Çocuğun değerini belirleyen şey karne değildir. İyi bir karneyle gelen çocuğa büyük hediyeler alınması; kötü karneyle gelene de büyük cezalar verilmesi uygun değildir" dedi.</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	Özellikle ders başarısı düşük çocukların ailelerinin yaptığı önemli hataların olduğuna dikkat çeken Kutbay; "Diğer çocuklarla kıyaslamak, tehdit etmek, suçlamak, küçük düşürmek, ‘tembel’, ‘sorumsuz’ gibi etiketler takmak ve daha birçoğu… Bunların yerine çocuk notlarını düzeltebileceğine ilişkin motive edilmeli, çözüm yolları çocukla birlikte düşünülmelidir" diyerek sözlerini sürdüren Kutbay ayrıca; "Düşük notların asıl nedenleri iyi araştırılmalı. Çocuğa küçük yaşlardan itibaren sorumluluk duygusu aşılandı mı, uygun ders çalışma alışkanlıkları kazandırıldı mı, çocuğa yeterli duygusal destek sunuldu mu? Bu soruların cevapları aileyi düşük notların kaynağına götürebilir. Çünkü çocuğun başarısında ailenin önemli payı vardır" dedi.</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	Ne yapılmalı, ne yapılmamalı?</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	Karne alan çocukların hem karne hem de tatil heyecanını birlikte yaşadığının unutulmamasının önemini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog/Psikoterapist Nilay Konduz Kutbay, ailelerin dikkat etmesi gerekenleri şöyle sıraladı;</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	* Karne değerlendirilirken iyi notlardan başlanmalı; iyi notlar görmezden gelinip düşük notlar vurgulanmamalı.</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	* Düşük notlarla ilgili olarak çocuğun duygu ve düşüncelerini ifade etmesi sağlanmalı.</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	* Tatilde öğretmenin verdiği ödevler ve kitap okuma dışında fazladan ders çalıştırılmamalı.</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	* Her çocuğun akademik başarısının yüksek olamayacağı kabul edilmeli, çocuğun başarılı olabileceği farklı alanlar keşfedilmeli.</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	Dikkat! Destek gerekebilir.</p>
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;">
	Çocuk yeterince çalışıyor, aile üzerine düşeni yapıyor ama çocuk yine de başarılı olamıyorsa, sınav kaygısı, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği gibi problemler olabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog/Psikoterapist Nilay Konduz Kutbay, bu durumda bir klinik psikolog ve çocuk psikiyatristinden destek alınması gerektiğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/haberler/default/cocugun-degerini-karne-belirlemez3d10dd569e164de23d79.JPG</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/cocugun-degerini-karne-belirlemez/1767</link>
                <pubDate>Wed, 20 May 2026 00:54:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>NAZİLLİ&#039;DE &quot;SAĞLIKLI ÇOCUK SAĞLIKLI GELECEK&quot; ETKİNLİĞİ</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında hayata geçirilen “Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek” projesi, Nazilli’de geniş kapsamlı bir etkinlikle kutlandı. Fatih İlkokulu’nda düzenlenen programda öğrenciler, eğlenerek sağlıklı yaşamın şifrelerini öğrendi.</p>

<p> </p>

<p>Geniş Katılımlı Sağlık Buluşması</p>

<p>14 Mayıs 2026 Perşembe günü gerçekleştirilen etkinliğe Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan başta olmak üzere ilçe protokolü tam kadro katıldı. İlçe Emniyet Müdürü Erdal Esen, İlçe Jandarma Komutanı Yzb. Ahmet Refik Özsoy, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şule Akbaş ve diğer kurum müdürlerinin yer aldığı törende, öğrenciler büyük bir heyecan yaşadı.</p>

<p> </p>

<p>Öğrenciler "Sağlık Elçisi" İlan Edildi</p>

<p>Program kapsamında okulda eğitim gören anasınıfı ve 1, 2, 3, 4. sınıf düzeyindeki toplam 1304 öğrenciye eğitim verildi. Kaymakam Huriye Küpeli Kan, öğrencilere "Sağlık Elçisi" belgelerini bizzat takdim ederek, çocukların artık pasif birer dinleyici değil, toplum sağlığı için aktif birer gönüllü olduklarını vurguladı.</p>

<p> </p>

<p>Uygulamalı Eğitim Stantları Kuruldu</p>

<p>Okul bahçesinde oluşturulan tematik stantlarda öğrenciler, uzmanlardan hayati bilgiler öğrendi:</p>

<p> </p>

<p>112 ve UMKE: Acil sağlık hizmetleri tanıtıldı; afet anında yapılması gerekenler uygulamalı olarak gösterildi.</p>

<p> </p>

<p>Ağız ve Diş Sağlığı: Doğru diş fırçalama teknikleri anlatılarak, dişlerin günde 3 kez en az 2 dakika fırçalanması gerektiği belirtildi.</p>

<p> </p>

<p>Hijyen ve Beslenme: Doğru el yıkama teknikleri, bulaşıcı hastalıklardan korunma yolları ve diyetisyenler eşliğinde sağlıklı beslenmenin önemi aktarıldı.</p>

<p> </p>

<p>Hareketli Yaşam: Fizyoterapistler eşliğinde hareket etmenin önemi vurgulanırken, çocukların günde en az 60 dakika fiziksel aktivite yapmaları gerektiği öğretildi.</p>

<p> </p>

<p>Etkinlik Alanı: Çocuk gelişimciler eşliğinde Bakanlık materyalleri kullanılarak boyama ve çeşitli eğitici oyunlar gerçekleştirildi.</p>

<p> </p>

<p>Bu anlamlı proje ile çocuklara erken yaşta sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve toplumdaki sağlık okuryazarlığı düzeyinin artırılması hedefleniyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/haberler/2026/05/nazilli-de-saglikli-cocuk-saglikli-gelecek-etkinligi-1304-ogrenci-saglik-elcisi-oldu-4212_1.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/nazilli-de-saglikli-cocuk-saglikli-gelecek-etkinligi-1304-ogrenci-saglik-elcisi-oldu/14173</link>
                <pubDate>Thu, 14 May 2026 17:58:42 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Astım belirtilerine dikkat çektiler   </title>
                                    <description>Nazilli&#039;de Dünya Astım Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerde vatandaşlar astım hastalığı konusunda bilgilendirildi.   </description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p> Nazilli Devlet Hastanesi tarafından Dünya Astım Günü dolayısıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, astım hastalığında erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekildi. Hastane içerisinde kurulan bilgilendirme standında vatandaşlara astım belirtileri, tetikleyici faktörler ve korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgiler verildi. Sağlık personelleri tarafından vatandaşların soruları da yanıtlanırken, farkındalık oluşturmak amacıyla broşür ve afiş dağıtımı gerçekleştirildi. Etkinlikler kapsamında Dünya Astım Günü Eczacı ve Hemşire Eğitim Toplantısı için hastane personeline yönelik duyurular yapılarak yoğun katılım sağlandı. Eğitim programında sağlık çalışanlarına astım hastalığında güncel yaklaşım ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler aktarıldı. Öte yandan Nazilli Devlet Hastanesi Eğitim Salonu’nda stajyer öğrencilere yönelik gerçekleştirilen eğitimlerde "Astım" konusu ele alındı. Eğitimlerde genç sağlık çalışanı adaylarının mesleki bilgi ve farkındalıklarının artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Astım hastalığına yönelik hazırlanan tanıtım ve bilgilendirme videoları ise hastanenin bekleme alanlarında bulunan televizyon ekranlarında yayınlandı. Gerçekleştirilen etkinlikler ayrıca hastanenin sosyal medya hesapları ve kurumsal internet sitesi üzerinden de paylaşıldı. Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şafak Çalışkan, toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yıl boyunca devam edeceğini belirterek, astım belirtileri yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının önemine dikkat çekti. <br />
  (UE-Y) <br />
 <br />
11.05.2026 15:10:51  TSI <br />
NNNN                                         </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/haberler/2026/05/astim-belirtilerine-dikkat-cektiler-8251_1.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/astim-belirtilerine-dikkat-cektiler/14130</link>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:44:48 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk anjiyo başarıyla yapıldı</title>
                                    <description>Aydın&#039;ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen anjiyo işlemi başarıyla gerçekleştirildi.   </description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin 21. Şehir Hastanesi Aydın'da hizmet vermeye başlarken, hastanede ilk anjiyo işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Kardiyoloji Polikliniği’ne kontrol amacıyla başvuran bir hasta, hastane bünyesinde yapılan ilk anjiyo işleminin hastası oldu. Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Abdullah Güven ve ekibi tarafından gerçekleştirilen işlem sorunsuz şekilde tamamlandı. Hastanenin sağlık alanındaki hizmet kapasitesine önemli katkı sağlayan işlem sonrası İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul da hastaneyi ziyaret etti. İlk anjiyo işlemini gerçekleştiren Uzm. Dr. Abdullah Güven ve sağlık ekibiyle bir araya gelen Şenkul, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Başarıyla tamamlanan işlem dolayısıyla hekim ve sağlık çalışanlarını tebrik eden Şenkul, emeği geçen personele teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. Anjiyo işlemi uygulanan hastayı da ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Şenkul, geçmiş olsun dileklerini iletip acil şifalar temennisinde bulundu. <br />
                   </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.nazilliturkuaz.com/haberler/2026/05/aydin-sehir-hastanesi-nde-ilk-anjiyo-basariyla-yapildi-8219_1.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Nazilli Turkuaz</author>
                <link>https://www.nazilliturkuaz.com/aydin-sehir-hastanesi-nde-ilk-anjiyo-basariyla-yapildi/14110</link>
                <pubDate>Sat, 09 May 2026 16:23:37 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
