Masaüstü Programlar kredi hesaplama diziem bilginizolsun.co istanbul escort istanbul erenköy escort istanbul erenköy escort bahis siteleri

ÇOCUK VE GENÇLERDE BAĞIMLILIK


Bu makale 2018-03-23 14:50:30 eklenmiş ve 421 kez görüntülenmiştir.
Fahrettin Ülkeroğlu

 

Alkol ve uyuşturucu maddeler, duygu algılama ve davranışlarda yaptığı değişiklikler nedeniyle oldukça sık kullanılmaktadır. Özellikle gençlerin merakını tetiklemekte ve rağbet görmektedir. Eski çağlardan günümüze kadar alkol ve benzeri maddeler; keyif verici, uyarıcı, yatıştırıcı ya da uyuşturucu olarak kullanılmaktadır. Zaman içinde bu keyif verici maddelerin çeşitliliğinde büyük değişimler olsa da, ilaç endüstrisinin gelişimiyle doğal maddelerin yerini sentetik ürünler alsa da bu maddelerin kullanım amaçları hemen hiç değişmemiştir. İnsanlık tarihinde kötüye kullanımları ve bağımlılıkları hep sorun oluşturmuştur. Ülkemizde ve dünyanın her yerinde yapılan geniş çaplı tarama şeklindeki araştırma sonuçları; alkol ve madde kullanım oranının gerçekten korkunç boyutlarda olduğunu ve bu maddelere başlama yaşının giderek düştüğü gözlemlenmiştir. Her geçen gün bağımlı sayısı giderek artmaktadır. Gençlerin bu tuzağa düşmesini sağlayan bireysel ve toplumsal dinamikler ele alınmadıkça, yani batağa düşmeden çocuklarımız korunmadıkça,alkol ve uyuşturucu ile mücadelede başarılı olmak mümkün değildir.Alkol ve madde ile mücadele konusunda en büyük görev başta aile ve eğitimcilere düşmektedir.Çocukluğundan itibaren her an bu riski taşıyan çocuklarımıza,ancak onlara daha yakın olarak yardımcı olabiliriz.Bu nedenle anlayışlı,sevecen ve arkadaşça kuracağımız ilişkinin önemi büyüktür Gencin karşısına geçip devamlı emirler yağdıran ve yasaklar koyan otoriter anne baba tutumu ne kadar hatalı ise,sınırsız özgürlük tanıyan ve genci başıboş bırakan tutum da o kadar hatalıdır.

Gencin önündeki model faktörler, yani anne baba; alkol, sigara ve uyuşturucu kullanıyorsa en büyük risk budur.

Alkol ve uyuşturucuya başlamada, genellikle gencin Arkadaş çevresi büyük rol oynuyor. Genç; alkol ve uyuşturucuyu, güç ve büyümenin bir göstergesi olarak gören insanların içine girdiğinde, “Bir kadehten bir şey çıkmaz”, “Sen bir çek ne kadar rahatlayacaksın” gibi davetlere dayanamayabilir.

Bir kez denedikten sonra hissettiği geçici gevşeme, rahatlama ve sorunları sorumlulukları unutma veya boş verme hali hoşuna gidebilir. Bir dahaki alımı pekiştirici etki yapar ve giderek bağımlılık oluşur.

Bu nedenle ailelerin, çocuklarının arkadaş çevresini iyi tanıması, çocuğunun kiminle birlikte olduğun ve nerelerde vakit geçirdiğini bilmesi, gerekirse takip etmesi mutlak gereklidir. Tabi ki bu yapılırken dedektif gibi yaklaşımlardan kaçınılmalı, çocuğa karşı dürüst ve açık davranılmalıdır. Çocuğa da açık sözlü ve dürüst şeffaf olmasını sağlayacak şekilde onunla konuşan onu dinleyen ebeveynler olmaya çabalamalıyız. Diğer yandan çocuğa getirilen sınırlama ve yasaklamalar, ölçülü ve çocuğun yaşına uygun olmalıdır.

Alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığına zemin hazırlayan risk faktörlerinin en önemlisi genetik faktörlerdir. Birinci derece akrabaları bağımlı olan çocuklar yüksek risk gurubuna girer.

Çocuklarda ve gençlerde görülen bazı psikiyatrik rahatsızlıklar, bağımlılık riskini aşırı artırmaktadır. Bunlar;

-özellikle dürtüsel davranışların belirgin olduğu Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

-Davranım Bozukluğu

-Depresyon

-Bipolar Bozukluk

-KaygıBozuklukları

-Çocukluk çağı travmaları

-Posttravmatik Stres Bozukluğu

-Antisosyal Kişilik Bozukluğu

 

Çevresel Faktörler;

Çocuğun veya gencin arkadaş grubunda, alkol ve uyuşturucu maddelerin gayet normal bir şeymiş gibi yaygın kullanılıyor olması. Çocuğun bu arkadaş gurubuyla özdeşim çabaları, onlar gibi davranmaya özenmesine yol açar.

-Çocukların küçük yaşlardan itibaren, büyüklerin gittiği yerlere götürülmeleri riski artırır. Bar, gece kulübü, birahane, gazino, pavyon, kumarhane gibi yerlere çocukları götürmek onlarda merakı tetikler.

-Alkol ve bağımlılık maddelerinin özellikle sosyal etkinliklerin hoş geçmesi ve çekingenliğin ortadan kaldırılması için teşvik edilmesi, bir eğlence aracı olarak kullanılması,

-Özellikle gençlerde; kafa yapalım, düşüncesinin özendirildiği âlemci gruplarla takılma

-Okul ve ders başarısı düşük gençlerde risk büyüktür. Çocuklarımızın öğretmenleri ile sürekli işbirliği ve iletişim halinde olarak çocuğumuzun bu sorunu aşmasına yardımcı olabiliriz.

-Yetersizlik, güvensizlik ve çekingenlik hislerini yenmek isteyen gençler, uyuşturucuya yönelebilir. Bu olumsuz hisleri atlatması için çocuğumuza profesyonel psikiyatrik yardım alması için destekleyebiliriz.

-Anne ve babanın alkol ve madde kullanıyor olması, bunun kullanılması ve içilmesinin gerekliymiş, normalmiş gibi algılanması ve öğrenilmesini sağlaması açısından ciddi bir risk faktörüdür. Alkolün aile hayatındaki tahribatı, çocuğun aile içinde sürekli aşağılanması, dövülmesiyle oluşan gergin ve mutsuz ev ortamı da; çocukluk ve ergenlik döneminde kişinin uyuşturucu ve benzer zararlı maddelerle erken tanışmasına yol açmaktadır.

-Çocukluk süreçlerindeki depresyon ve davranış bozuklukları; toplumumuzda sanki ergenliğin belirtisiymiş gibi yanlış değerlendirilmekte, tedavisi aksayan depresyonlu çocukların daha ileri davranış ve kişilik bozukluğuna dönüşmesine neden olunmaktadır.

Müzik, sinema, televizyon, radyo ve sosyal medya üzerinden alkol ve uyuşturucunun özendirilmesi ve adeta gücün ve büyümenin sembolü olarak gösterilmesi gençlerde bağımlılık riskini artırır. Bu nedenle koruyucu önlemler olarak: gençlerin bu maddelere ulaşımının engellenmesi, evde bulundurulmaması, erken yaşta bu maddelerle tanışması ve denemesinin engellenmesi olumlu rol oynar. Alkol ve maddelere kolay ulaşılabilir olması bağımlık için önemlidir. İçecekse benim yanımda içsin” yaklaşımında olan ebeveyn tutumu adeta içmesi için teşvik anlamına gelir.

Çocuklarımızın yanlışa yönelmemesi bizim yanlış olmamamızdan geçer. Anne baba olmanın okulu yok. Ama; çocuklarımıza zaman ayırmak, sarılmak, dinlemek, birlikte kaliteli vakit geçirmek, olumlu alışkanlıklar ve hobiler bulmak, sevgimizi her fırsatta dile getirmek, onların hep yanında olmak,destek olmak,olumlu davranışlara yüreklendirmek; sorunları aşmanın anahtarıdır.Bağımlılık bir ahlaki sorun değildir.Bir ruhsal hastalıktır.Çözülmeyecek bir sorun değildir.Çocuklarımın dayanabileceği ,güvenebileceği anne baba ve ebeveynler olmaya,onları koşulsuz sevmeye çalışalım.Kendisine güvenildiğini hisseden çocuk,önemsendiği ve sevildiğine inanır,yapay hazlar peşinde koşmaz.

Sevgiyle kalın.

Dr Fahrettin Ülkeroğlu

Psikiyatri Uzmanı

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Facebook'tayız
Twitter'dayız
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket

TURKUAZ GAZETESİ
© Copyright 2013 TURKUAZ. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
Fenerbahçe
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Bagkur Sorgulama