Masaüstü Programlar kredi hesaplama diziem bilginizolsun.co istanbul escort istanbul erenköy escort istanbul erenköy escort bahis siteleri
bahis siteleri yeni bahis siteleri oyun oyna film izle bodrum escort bayan bodrum escort

“Günah keçisi”


Bu makale 2018-03-10 11:05:43 eklenmiş ve 555 kez görüntülenmiştir.
Fahrettin Ülkeroğlu

 

Psikiyatri Uzmanı olarak, bilimsel  çalışmalara, toplantı ve kongrelere katılmak için dünyada pek çok ülkeyi gezdim. Barcelona’da şehir turu atarken rehber;  Şehrin en son mahallesinin Belediye meclisinde tam 13 yıl tartışıldığını söyledi.İnanılır gibi değildi. Dilimi tutamayıp atladım.13 yıl neyi araştırmışlar demiş bulundum.Benim gibi  birkaç, Psikiyatri uzmanı veya akademisyen de merak etmez mi? Bunun üzerine rehber; Barcelona Belediyesine bir yazı ile soralım,dedi.Kendi kendimize geyik yaptık,”İspanyollar işi bilmiyor, tembel ,bizde 13 yıl da 13mahalle dikerdik” diye attık tuttuk.

Çok meraklıyız ya !

Barcelona Belediyesi’nden cevap geldi.Yapılan araştırmalar, üniversite de araştıran birimlerin sonuçlarından oluşan binlerce sayfa fotokopi dosyasını göndermişler.

Laf olsun diye sorduğumuz bir sorunun Belediye tarafından bu derece ciddiye alınması güzeldi. Adamlar kendilerinden hesap sorulunca saygıda kusur etmiyorlar. Bizde olsa kafaya sandalyeyi yemiştik.O zaman anladım ki Barselona’da belediyecilik ciddi bir iş.

Adamlar 13 yılda karar verene dek ,neler mi yapmışlar?

Barcelona, deniz kenarında bir şehir. Mahalle düşülen arazide, zemin etütleri yapılmış, fay hattı araştırılmış.O bölgede olası bir deprem kaç şiddetinde bekleniyor, sorulmuş. Tsunami  tehlikesi olur mu? Şehir zemini denize ne kadar kayar? ‘ gibi sorular, ilgili Üniversite birimlerine sorulmuş.Sonuçta sekiz şiddetinde depreme dayanıklı dört katlı betonarme

Binalar da karar kılınmış.

Meteorolojiden alınan rüzgar yön bilgilerine göre; Mahallenin ana caddelerinin seyir yönü belirlenmiş.

Mahallenin kurulacağı arazinin neresi olsun araştırması yapılmış.Aranan ilk koşul,tarıma elverişli olmayacak.

Halbuki bizde böyle mi? Bizde tüm inşaatlar, verimli tarım arazileri veya otlak vasfı olan bölgelere yapılıyor. Nazilli’nin en merkezi yeri olan ordu caddesinin,eski kiraz, erik, limon bahçeleri olduğunu bilmeyen var mı?yeşil mahalle,kanal boyu ,İsabeyli sebze meyve bahçeleri değil miydi? Tarım arazilerinin üzerine betonlaşmanın acılarını şimdi yavaştan yaşamaya başladık.Eskiden emekli olunca yaşlanınca oyalanmak ,bir şeylerle oyalanmak için bahçelerimiz vardı.Yani bugünkü adıyla hobi bahçeleri.Şimdilerde binaların içine gömüldü yaşlılarımız.Böyle uğraşacak bahçelerimiz hem ruh sağlığımız açısından hem de yüzyılın hastalığı obesitenin en büyük ilacıydı.Bedenen çalışan ,yürüyen insanların yerini ,oturan yatan insanlar alınca ruhsal ve bedensel hastalıklar hızla artıyor. Hobi bahçelerinde yiyeceğimiz sebze meyveyi doğal olarak üretmeye devam etseydik,hormonlu, GDO’lu ürünleri tüketmeyecek ve kansere yakalanma riskimiz artmayacaktı.Bahçesine yürüyerek gidip gelen zinde sağlıklı şişmanlığın yarattığı hastalıklara yakalanma riski olmayan ,doğal beslenen insanlar olacaktık.Yani mutlu olacaktık.Şimdi anlıyor musun? toplumun bugünkü mutsuzluğunun temelinde ne yatıyor? “Çarpık Kentleşme”.Çocuklarımız niye işsiz? para diye ailesinin eline bakıyor. Tarım arazilerini betonarme binalara dönüştürünce tarımın,otlakları yok edince de hayvancılığın selasını verdik.Aile boş zamanlarını beraberce bahçelerinde bir şeyler üretmek için geçiriyor olmaya devam etseler,üretmenin sihirli zevkini tadacaklar,çocuklarımız sanal hazlar peşinde koşmayacaklardı.Şimdi uyuşturucu kullanımı, internet bağımlılığı gibi sorunlar başımıza bela olmayacaktı.

Cehalet diz boyu almış başını koşturuyor. İlkokuldayken, tarım ve hayvancıkta dünyanın kendi kendine yetebilen birkaç ülkesinden biri yedik. Şimdi okulda öğretmen arkadaş şöyle anlatıyordur.Yiyeceği eti ,şekeri,mercimeği, mısırı, nohutu, buğdayı, fasulyeyi üretemeyen hepsini dış ülkelerden alan bir ülkeyiz.Hatta hayvanlarımıza yedireceğimiz otu samanı parayla dış ülkelerden alıyoruz. Hayvan yemini de, otu yiyecek hayvanı da ithal eden dünyada tek ülkeyiz.Üreteceğimiz sebzenin tohumunu da dışarıdan alıyoruz.Aldığımız tohum hibrit, her yıl tohumu yeniden ithal etmek gerekiyor.Sen düşün dışa bağımlılık kazığının önemini.Sen  verimli arazilere inşaat yaparsan;hayvana otlak,tarım için arazi kalmasın.Çocuğun iş diye çırpınsın,sen sebzeyi meyveyi fahiş fiyata ye,şeker yerine seni şişmanlatan kanserojen nişasta bazlı şuruplara muhtaç ol,apartman denen kafeslere kendini hapset.Tabi bu söylediklerim anlayana !

Kurtuluş savaşı zaferinin ardından cumhuriyet ilan ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk; siyasi bağımsızlık tamam şimdi sıra, ekonomik bağımsızlıkta der.Bunun ardından,fakir ülkemde ekonomik atılımlar ve inkılaplar yapılır.Ekonomik bağımsızlığı olmayan ülkeler tam bağımsız sayılmazlar. Artık düşün bakalım, düştüğümüz bu durum nedenmiş? Bunları okuyup öğrenmediğimizdenmiş. Sana anlatılan masallara doğrumu acaba diye düşünüp araştırmadan inandığımızdanmış.

Araştırmada sorulan bir diğer soru; binalarda dış cephe görünümü nasıl olmalı? Barcelona’da dikkatimi çeken bir husus,Binaların hepsinin dış kısmı doğal taş.Bunlarda bina estetiği çok önemli.Cadde;binaların dış dizaynı, kat sayısı,boyası,pencereleri ,balkonlarıyla ahenk içinde bütünlük arz ediyor.

Bizde öylemi? Tam bir görüntü kirliliği. Burada bina yüz yıllık da olsa yıktırmıyorlar. Yeni teknoloji ile binanızı yenilemek istiyorsanız,bina içinde her türlü tadilatı yapabilirsiniz.Asla dış cepheye dokundurtmuyorlar.

Bizde ise yık yık yap yık.

Mesela benim çocukluğumun geçtiği Kuyucak’ta, kuzey cephe; verimsiz, sert zemin üstüne oturan eğimli bir arazi, üstünde bitki örtüsü yok. Ama son elli yıldan beri bu bölgeye hiç bina yapılmadı. Bakın şimdi verimli sebze meyve bahçelerine hep bina yapıldı.

Biz de nasıl oluyor bu işler? Biz fay hattının üzerine binayı kondururuz. Kaç kat izin veridiyse üstüne iki kat kaçak çıkarız, hatta çatı arasına bir kat gizleriz. Belediye bize imar cezası keserse veririz.Olmadı bizde her seçim öncesi imar affı çıkar, yaptığımız yanımıza kar kalır. Anladık mı şimdi her seçim öncesi, kaçak inşaatlar niye artıyormuş.

Bakın size trajikomik bir şey anlatayım. Rivayettir. Yıllar önce Kuyucak Belediye meclisi, imar bakanlığına bir dilekçe yazar.

“Kuyucak’ta bazı binaların altından fay hattı geçtiği için iki kattan fazla yapılara izin verilmemektedir. Mevcut fay hattının şimdiki yerinden başka bir yere kaldırılması için , emir ve müsadelerinizi arz ederiz.”

Cehaletimize güler misin ağlar mısın?

Medeni ülkelerde, geniş caddeler, caddelerin altı metro, üstte caddenin ortası hafif raylı sistem olarak planlanır. Caddelerin kenarlarında geniş yürüme alanları, geniş kaldırımlar, sağlı sollu koşu yolları, bisiklet yolları, hayvan gezdirme alanlarını görürsünüz. Şehirde büyük parklar, oyun ve spor alanları, vazgeçilmezlerdendir. Şehrin her yerinde anneler bebek arabaları ile rahat dolaşsın, engelliler rahat etsin diye planlamada özen gösterilir.

İnsan bunu memleketinde göremeyince üzülüyor. İki arabanın yanyana geçemediği, iki dakika yağmur olunca göl olan caddeler bizim kaderimiz olmamalı. Türkiye’de güzel projeler yok mu? Kırşehir kentpark, Eskişehir ‘hamam yolu-Alaaddin parkı projeleri gibi takdire şayan projeler yok değil.

Paris Belediye Meclisi, şehre bir milyon yeni ağaç dikiyormuş. Paris’i gezip gördünüz mü bilmiyorum. Şehir yemyeşil, her yer geniş parklarla bezenmiş. Ağaçların tamamı ıhlamur. Bahar aylarında giderseniz, şehri ıhlamur kokusunun baydığını görürsünüz. Ama adamlar gene de ağaç dikiyorlar. Biz de olsa sökeriz. Parkları bozar alışveriş merkezi veya apartman dikeriz.

Bizde niye böyle? Sorumlu olan kim ?? günah keçisi ;cehalet!!!

Sevgiyle kalın.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Facebook'tayız
Twitter'dayız
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket

TURKUAZ GAZETESİ
© Copyright 2013 TURKUAZ. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
Fenerbahçe
SİYASET
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Bagkur Sorgulama